21 Ocak 2010 Perşembe

En sevimli cift


"Ben kendim yapacagim."

Iste bu gunlerde minikten en cok duydugumuz kelimeler bunlar. Ayakkabilarini giyerken, ellerini yikarken, hatta kurularken, (zira babasi onun boyunun yetsebilecegi bir yere aski yerlestirdi de simdilerde taburesini oradan oraya tasimak zorunda kalmiyor kucumen), sonra yemek yerken, bardagina sut koyarken, dislerini fircalarken, tuvaleti kullandiktan sonra camasirini ve pantolonunu kaldirirken, yani akliniza gelebilecek her turlu eylemde Karan'dan cikan kelimeler bunlar " Ben kendim yapacagim."
Bizde hevesini kirmamak ve becerilerini gelismesine yardimci olmak icin herseye tamam diyoruz ama gecenlerde kendi suyumu muslukdan kendim icecegim deyince ortaya cikan goruntu bu oldu. Suyunu ictikden sonra musluktan indiginde ustu basi oldugu gibi islanmisti ama, suratinda cok tatminkar bir gulumseme vardi :) Sanirim Karan'in gelisiminin bu donemini de bu sekilde gecirecegiz, haydi hayirlisi...


Bir onceki yazida, daha sonra yazi konusu olacaginin sozunu verdigim gibi, biraz da Karan'in kiz arkadasindan bahsedeyim. Ismi Violet, bizim minigin kreste sinif arkadasi. Karan'in son gunlerde agzindan hic dusermedigi isim bu. Hic duymuyorsak gunde on sefer duyuyoruz ismini, " Annecim Violet bana dedi ki ..." ya da " Annecim, biz Violet'la bugun... " ya da " Annecim bugun okulda ben aslan cizdim Violet'da..." gibi cumlelerin ardi arkasi kesilmiyor. En uzgun gunlerimiz de Violet'in okula gelemedigi gunler oluyor, artik aksama kadar soruyor "Annecigim Violet hasta mi olmus? " diye. Durum bana da, babasina da cok sevimli geliyor. Maceralarini dinlemek bizi cok keyiflendiriyor, ama bazen ilgiyi biraz abartip fazla soru filan sormaya kalkarsak, konuyu hemen degistiriyor kucumen :) Ama anlatirken o kadar sevimli ki anlatilmaz. Birkac hafta once minigi krese birakmak icin birlikde evden cikarken babasi arkamizdan, "Violet'e selam soyle Karancim ." diye seslendi. Bizim ki ne dese begenirsiniz ;
" Tamam babacim, senin icin operim " ::))

5 Ocak 2010 Salı

Daglarda.

Yeni yil tatilinde gunluk kosusturma ve rutinizden kucuk bir kacamak yapip Fort Mountain/Georgia' a gittik. Yedi saatlik keyifli bir yolculukdan sonra sabah saat 4.30'da baslayan seyahat oglen 1o gibi verilen bir kahvalti molasindan sonra sanirim oglen 12.30 gibi dagda bitti , minik o kadar uzun yolda sikilirmi acaba diye endiselenmistik, ama yola cikis saatimizden dolayi zaten yolun yarisini uyuyarak gecirdi ve kalan yarisinda da biraz muhabbet, biraz da yanimizdaki DVD playerdan seyrettigi en sevdigi cizgi film ile basarili sekilde tamamladi.



Aslinda kar gorebilmeyi cok istiyorduk ama sabahlari catilarda gordugumuz kiragi ile yetindik uc gun boyunca, Karan cok heveslenmisti kardan adam yapacagiz diye ama malesef biz oradayken yagmadi.





Hava hatiri sayilir derecede soguktu. Minigi ilk defa bu kadar usumus gorduk. Hatta birinde eve geri dondugumuzde yanaklari o kadar kizarmisti ki kendisi bile guldu haline.














Ilk gunumuzde hava soguktu ama gunes yuzunu gosteriyordu, hava piril pirildi. Bundan yararlanip Karan'i ust uste giydirdik ve dag golunun cevresinde bir yuruyus yaptik. O gun tam anlamiyla mevsim itibari ile etrafin cok kalabalik olmayisinin tadini cikarttik. Karan gol kenarindaki parkta doyasiya oynadi, etrafta istedigi gibi kosturup cigliklar atti.










Ertesi gun buraya kadar gelip de zirveye yurumemek olmaz diyip yine giyindik kusandik ve attik kedimizi disariya. Yuruyusun basinda Karan'in yuruyup yuruyemeyecegi konusunda endiselenmistik ama, arada "Benim oglum aslanlar gibi yuruyor " ya da " Karan cok buyumus artik bizim kadar yuruyebiliyor. " gibi yureklendirmelerle tepeye kadar ciktik ve yine ayni tempoda indik. Yukaridaki manzara tek kelime ile superdi. Dagin eteklerinde ki kasaba ayaklar altinda, kilometrelerce ekili alan ve aralarina serpistirilmis ciftlikler.

Tepede bizim surekli yer degistirerek birbirimizin resimlerini cektigimizi goren bir kizcagiz bize hepimizin birlikte resmini cekmeyi teklif etti ve bizde memnuniyetle kabul ettik. Yukariya koydugum resim o. Karan'in yuzundeki gulumsemeye dikkat edermisiniz lutfen, oglum yine firsati kacirmayip fotografi ceken abla ile flort ediyor.

Son gunumuz olan 31 Aralik'da ise hava zaman zaman goz gozu gormeyecek kadar sisliydi. Sisli havayi bu kadar sevebilecegim hic aklima gelmezdi. Ormanda sis bir baska imis.
Sisi umursamayip yaptigimiz yuruyuslerde bir suru guzel fotograf cektik.
Zaten guzel olan orman sisten kaynakli isik oyunlarinin altinda bir baska guzeldi.







Karan'da o gun cok eylendi, yine gol kenarinda bu sefer oldukca uzun bir yuruyus yaptik, yuruyusun sonu Karan onune cikan hicbir su birikintisini kacirmadan icine girdigi icin banyoda bitti, ama sonunda o kadar cok yorulmus ki sonrasinda 3 saat oglen uykusu yapti.







Karan'in uykusundan sonra son gunun tumunu kullanalim diye bir yuruyus daha zorladik, hatta fenerlerimiz filan tam teskilattik ama, hem sis, hem de gunlerin artik kisa olmasindan dolayi erken kararan hava yuzunden evden fazla uzaklasamadan geri donduk. Zira etrafdan duydugumuz hayvan sesleri hic eglenceli gelmedi bize. Bu arada Fort Mountain'in siyah ayilari ve vasaklari ile unlu oldugunu soylemem lazim sanirim .
Hepimiz, ozellikle de Karan bu gezimizden cok memnun kaldi. Geldigimizden beri zaman zaman
" Annecim ben dagi cok sevmistim, hadi tekrar gidelim biz oraya." deyip duruyor. Bakalim kismet belki seneye tekrar gideriz ve bu sefer sansimiz yaver gider de kar goruruz.