21 Ocak 2010 Perşembe

En sevimli cift


"Ben kendim yapacagim."

Iste bu gunlerde minikten en cok duydugumuz kelimeler bunlar. Ayakkabilarini giyerken, ellerini yikarken, hatta kurularken, (zira babasi onun boyunun yetsebilecegi bir yere aski yerlestirdi de simdilerde taburesini oradan oraya tasimak zorunda kalmiyor kucumen), sonra yemek yerken, bardagina sut koyarken, dislerini fircalarken, tuvaleti kullandiktan sonra camasirini ve pantolonunu kaldirirken, yani akliniza gelebilecek her turlu eylemde Karan'dan cikan kelimeler bunlar " Ben kendim yapacagim."
Bizde hevesini kirmamak ve becerilerini gelismesine yardimci olmak icin herseye tamam diyoruz ama gecenlerde kendi suyumu muslukdan kendim icecegim deyince ortaya cikan goruntu bu oldu. Suyunu ictikden sonra musluktan indiginde ustu basi oldugu gibi islanmisti ama, suratinda cok tatminkar bir gulumseme vardi :) Sanirim Karan'in gelisiminin bu donemini de bu sekilde gecirecegiz, haydi hayirlisi...


Bir onceki yazida, daha sonra yazi konusu olacaginin sozunu verdigim gibi, biraz da Karan'in kiz arkadasindan bahsedeyim. Ismi Violet, bizim minigin kreste sinif arkadasi. Karan'in son gunlerde agzindan hic dusermedigi isim bu. Hic duymuyorsak gunde on sefer duyuyoruz ismini, " Annecim Violet bana dedi ki ..." ya da " Annecim, biz Violet'la bugun... " ya da " Annecim bugun okulda ben aslan cizdim Violet'da..." gibi cumlelerin ardi arkasi kesilmiyor. En uzgun gunlerimiz de Violet'in okula gelemedigi gunler oluyor, artik aksama kadar soruyor "Annecigim Violet hasta mi olmus? " diye. Durum bana da, babasina da cok sevimli geliyor. Maceralarini dinlemek bizi cok keyiflendiriyor, ama bazen ilgiyi biraz abartip fazla soru filan sormaya kalkarsak, konuyu hemen degistiriyor kucumen :) Ama anlatirken o kadar sevimli ki anlatilmaz. Birkac hafta once minigi krese birakmak icin birlikde evden cikarken babasi arkamizdan, "Violet'e selam soyle Karancim ." diye seslendi. Bizim ki ne dese begenirsiniz ;
" Tamam babacim, senin icin operim " ::))

05 Ocak 2010 Salı

Daglarda.

Yeni yil tatilinde gunluk kosusturma ve rutinizden kucuk bir kacamak yapip Fort Mountain/Georgia' a gittik. Yedi saatlik keyifli bir yolculukdan sonra sabah saat 4.30'da baslayan seyahat oglen 1o gibi verilen bir kahvalti molasindan sonra sanirim oglen 12.30 gibi dagda bitti , minik o kadar uzun yolda sikilirmi acaba diye endiselenmistik, ama yola cikis saatimizden dolayi zaten yolun yarisini uyuyarak gecirdi ve kalan yarisinda da biraz muhabbet, biraz da yanimizdaki DVD playerdan seyrettigi en sevdigi cizgi film ile basarili sekilde tamamladi.



Aslinda kar gorebilmeyi cok istiyorduk ama sabahlari catilarda gordugumuz kiragi ile yetindik uc gun boyunca, Karan cok heveslenmisti kardan adam yapacagiz diye ama malesef biz oradayken yagmadi.





Hava hatiri sayilir derecede soguktu. Minigi ilk defa bu kadar usumus gorduk. Hatta birinde eve geri dondugumuzde yanaklari o kadar kizarmisti ki kendisi bile guldu haline.














Ilk gunumuzde hava soguktu ama gunes yuzunu gosteriyordu, hava piril pirildi. Bundan yararlanip Karan'i ust uste giydirdik ve dag golunun cevresinde bir yuruyus yaptik. O gun tam anlamiyla mevsim itibari ile etrafin cok kalabalik olmayisinin tadini cikarttik. Karan gol kenarindaki parkta doyasiya oynadi, etrafta istedigi gibi kosturup cigliklar atti.










Ertesi gun buraya kadar gelip de zirveye yurumemek olmaz diyip yine giyindik kusandik ve attik kedimizi disariya. Yuruyusun basinda Karan'in yuruyup yuruyemeyecegi konusunda endiselenmistik ama, arada "Benim oglum aslanlar gibi yuruyor " ya da " Karan cok buyumus artik bizim kadar yuruyebiliyor. " gibi yureklendirmelerle tepeye kadar ciktik ve yine ayni tempoda indik. Yukaridaki manzara tek kelime ile superdi. Dagin eteklerinde ki kasaba ayaklar altinda, kilometrelerce ekili alan ve aralarina serpistirilmis ciftlikler.

Tepede bizim surekli yer degistirerek birbirimizin resimlerini cektigimizi goren bir kizcagiz bize hepimizin birlikte resmini cekmeyi teklif etti ve bizde memnuniyetle kabul ettik. Yukariya koydugum resim o. Karan'in yuzundeki gulumsemeye dikkat edermisiniz lutfen, oglum yine firsati kacirmayip fotografi ceken abla ile flort ediyor.

Son gunumuz olan 31 Aralik'da ise hava zaman zaman goz gozu gormeyecek kadar sisliydi. Sisli havayi bu kadar sevebilecegim hic aklima gelmezdi. Ormanda sis bir baska imis.
Sisi umursamayip yaptigimiz yuruyuslerde bir suru guzel fotograf cektik.
Zaten guzel olan orman sisten kaynakli isik oyunlarinin altinda bir baska guzeldi.







Karan'da o gun cok eylendi, yine gol kenarinda bu sefer oldukca uzun bir yuruyus yaptik, yuruyusun sonu Karan onune cikan hicbir su birikintisini kacirmadan icine girdigi icin banyoda bitti, ama sonunda o kadar cok yorulmus ki sonrasinda 3 saat oglen uykusu yapti.







Karan'in uykusundan sonra son gunun tumunu kullanalim diye bir yuruyus daha zorladik, hatta fenerlerimiz filan tam teskilattik ama, hem sis, hem de gunlerin artik kisa olmasindan dolayi erken kararan hava yuzunden evden fazla uzaklasamadan geri donduk. Zira etrafdan duydugumuz hayvan sesleri hic eglenceli gelmedi bize. Bu arada Fort Mountain'in siyah ayilari ve vasaklari ile unlu oldugunu soylemem lazim sanirim .
Hepimiz, ozellikle de Karan bu gezimizden cok memnun kaldi. Geldigimizden beri zaman zaman
" Annecim ben dagi cok sevmistim, hadi tekrar gidelim biz oraya." deyip duruyor. Bakalim kismet belki seneye tekrar gideriz ve bu sefer sansimiz yaver gider de kar goruruz.

27 Aralık 2009 Pazar

Kucuk sokak ressami

Bizim kucumen bu gunlerde resme ve yazip cizmeye dustu. Banyo duvarina, eline gecirdigi kagitlara, masasina :) , hatta sokakta yerlere.


Gecen gun gectigimiz yaz aldigimiz ama cok fazla kullanmayip arabanin bir kosesinde unuttugumuz tebesirlerini eline gecirir gecirmez asagidaki resmi yapti minik.






Once baba cizildi, sonra babasindan kendisini cizmesini istedi, ama Karan top oynasin diye kendi ayagina bir top cizdi sonra annesinin karni agridi " hani anne kucumen " diyince babasiyla arasina annesini sikistirdi, en sonunda resme bakip dedesinin eksikligini gordu ve onu da ekledi .


Sagdan sola baba, anne, kucumen ve dedesi... Babasinin sakallarini ve dedesinin biyiklarini da unutmadi :)








Sonra tebesirleri ile yani bulusmanin heyecani icerisinde bir bal arisi ve bize bal yapsin diye de yanina cicegini cizdi.

Son zamanlarda tam konsantre olarak yaptigi tek sey yazmak ve cizmek.
Artik yavas yavas harflere ilgi duymaya basladi, Karan'in "K" si, annenin "A" si, babanin isminin bas harfi olan "L" ve kiz arkadasinin ( ki bu konu baska bir yazi kanusu olacaktir) isminin bas harfi olan "V"
Simdilerde babamizda tatilde oldugu icin gunleri hep birlikde dolu dolu gecirmeye calsiyoruz. Karan durumdan cok memnun. Sabahlari her zaman ki kalkis saati olan 6.30 'da gune baslamaya hazir tum enerjisiyle annecim, babacim hadi oynayalim diye dikiliyor basimiza :)) Kiyabilirsen kalkma :)

10 Aralık 2009 Perşembe

Buyuyoruz...

Ucuncu yas gunumuzden bu tarafa cok birsey yazamadik buraya, ama her zaman ki gibi bir suru sey yaptik. Karan inanilmaz bir hizla buyumeye devam ediyor, bazen gun sonunda yorgun dusup de uyudugunda bakiyorum da ne cok yol kat etti bizim minigimiz. Oncelikle en onemli ilerlemesi dilde oldu sanirim. Simdilerde cok guzel konusuyor, hatta bazen oyle seyler soyluyorki bizi sasirtiyor. Bizimle konusurken kendini Turkce ifade etmekde hic zorluk cekmiyor, oyun dilimiz de genellikle Ingilizce, sanirim kresde arkadaslariyla oynarken surekli o dili konustugunda oynarken Ingilizceyi tercih ediyor. Iki dili cok iyi ayiriyor, daha dogrusu iki ayri dilin varliginin cok farkinda .











Fiziksel olarakda cok degisti , boyumuz cok uzadi mesela, artik bir metreye ulastik. Sonra saclarimizi kestirdik hemen yas gununden sonra, onceleri o guzel, ona bebek havasi veren luleleri gidince cok uzuldum ama ortaya koca bir "cocuk" cikinca cok hosuma gitti. Simdilerde bakiyorumda, simasi bebeklikden iyice kurturdu Karan'in. Hatta tanidigimiz cogu insan Karan saclari kesildiginden beri bir kac yas buyudu sanki diyorlar. Aslinda minigi cabuk buyutmek gibi bir niyetimiz hic yok ama zamaninda onune gecilemiyor iste...



Ha bir de unutmadan dondurmayi kesfettik, artik her iyi birsey yaptiginda "annecigim simdi eve gidince sen bana dondurma ver en iyisi " diyor:)




















Neler yaptigimiza gelince, her zaman ki rutin muze ve park gezilerimizin yaninda bir de kucuk, yasadigimiz sehirde bulunan kolejin ogrencilerinin arastirmalarina hizmet eden bir hayvanat bahcesi kesfettik.














Dedim ya cok fazla hayvan yok icinde ama bir kac cesit maymun, yilanlar, kurbagalar, cesit cesit kuslar bizim minigi mutlu etmeye yettide artti. En cok ilgisini ceken hayvan ise tavus kusu oldu, rengarenk kuyruguna bayildi Karan'cigim.








Sonra minigin dogum gununden hemen sonra
evimize bir balik aldik. Aldigimiz ilk gunlerde ilgisi cok daha fazlaydi ama simdilerde biraz ihmal ediyor baligini minik.















Burada yasadigimiz yerin kucuk bir ogrenci kasabasi olmasindan dolayi cok fazla etkinlik goremiyoruz, ama bu yil kasabamiza sirk geldi :) Biz de kacirmadik tabi. Karan nereye bakacagini sasirdi. Hayatinda ilk kez sirk gormus olmanin heyecani ile once saskin saskin etrafi inceledi, sonrada gosterilere daldi. Bir cok sevdigi hayvanlari bir arada gordu, beyaz ve Sibirya kaplanlari, develer, kopekler, aslanlar, filler. Sonra palyacolar ve turlu gosteriler. Ama sanirim yine de Karan icin en favori an gosterilerin sonunda cocuklari fillerin sirtlarinda dolastirdiklari zamandi. Karan diger korkup binmek istemeyen yasitlarina inat cok cesurca cikti ve bindi filin uzerine :)
















Asagi yukari Ekim ortalarinda Karan'larin kresinde bir sergi oldu, yaz boyunca okulda yaptiklari tum aktiviteleri her cocuga buyuk bir pano ayirmak uzere sergilediler. Karan'in panosunda en sevdigim resim, buraya fotografini koydugum oldu. Bence bu resim Karan'in babasina olan hayranligini anlatmaya yetiyor. Babasini nasil buyuk cizdigine bakarmisiniz :)






Bir cok aktivite de yaptik ama Karan'in en hosuna giden aktivitemiz sanirim tuz ile hazirladigimiz tepsi ile yaptiklarimiz oldu. Bu aktivite sayesinde bir cok geometrik sekli ogrendi minik. Kose ve kenar ne demek artik biliyoruz, sonra sekillerin isimlerinin hem Turkcesini, hem de Indilizcesini ogrendik. Benim hazirladigim ornek resimleri karsisina alip parmagi ile cizmeye calismak cok hosuna gidiyor, onlardan sikilinca kendiside yeni seyler uretmeye basliyor tabi . Her ne kadar her aktiviteyi yerde bir miktar tuz ile kapatsakta gecirdigimiz zaman eglenceli oluyor.



Ekim ayinin 31'i Cadilar bayrami idi. Burada adet olundugu uzere cocuklara kostumler hazirlanip aksam ustu kapi kapi dolasip sekerleme ve cikolata toplaniyor. Karan'in dogumundan once ben kapisi calinip cikolata istenilen teyzelerden iken Karan ile birlikde kapi kapi dolasanlar grubuna katildim :) Cok da iyi oldu. Karan'in her yeni kapidan uzatilan sepetten seker ve cikolata secme sevincine sahit olmak buyuk keyif idi. Bu yil bizim minik korsan oldu. Hatta iki de bir benim gozunde ki siyah bantim nerede onu da istiyorum homurtulari arasinda bir cadilar bayrami gecse de, genelinde cok eglendik.





Aksam uzeri bu evimizden once yasadigimiz, universite lojmanlarindaki Cadilar bayrami karnavalina gittik.
Cocuklar icin turlu aktiviteler, oyunlar, odul olarak cikolatalar, sekerlemeler hazirlamislar. Her stantda cesit cesit kostumler giymis universite ogrencileri cocuklari mutlu etmeye calisiyorlardi. Hatta cok ilginc seylerde yok degildi. Stantlardan birine cesitli surungenler satan bir dukkanin sahibini davet etmislerdi, cocuklara yaninda ornek olarak getirdigi tarantulalar, iguanalar, hatta hatta adina cockroach dedikleri hayvanlardan getirmis. Karan bu stantla cok ilgilendi. Ve annesinin yanina bile yanasmaya cekindigi resimdeki tarantulayi sevdi .


Aksam evimize donerken elinde lolipopu ve yanagina cizdirdigi bal kabagi ile keyfi cooook yerinde idi :)





Simdilerdeki konumuz ise Santa Claus , Karan'in kresinde ogrendigi uzere, bu sevimli sakalli amca gelecek ve Karan'a hediye birakacak ama ne hediye getirecegini nereden bilecek ? Tabi ki onceden amca ile gorusulup soylenecek ki Santa amca dogru hediyeyi getirebilsin. Durum boyle olunca, nerede bir Santa duyumu alsak Karan'i kapip gidiyoruz, resimde gordugumuz minigin bu yil ki ilk Santa'si. Once biraz cekindik, hatta resim icin kendisinin Santa amcasinin kucagina oturup ne istedigini soylemesi gerekiyordu ama Karan cok istek gostermeyince anne devreye girdi. Ikinci Santa amca da kreslerine geldi. Minik orada arkadaslarinin yaninda daha fazla cesaret gosterdi :)
Iste bizlerde haberler boyle. Tum enerjimiz ile Karan'in hizina ayak uydurmaya calisarak geciyor gunlerimiz. Gun gecmiyor ki Karan yeni birseylerle cikmasin karsimiza. Hicbir yenilik bulamadiysa da turlu seyler icat ederek gundemi elinde tutmaya calisiyor. Mesela gecen gece yatmadan once yatmamaya bahane bulamadi, her ne dediyse bir sekil de ikna ettik yatmaya, ama tam kitap okuma faslina gececektik ki bu sefer disini fircaladikdan sonra agzini calkalayip tukurdugu geldi aklina ve basti yaygarayi " benim tukurugum gitmeseydi, ben tukurugumu geri istiyorum " diye. Babasi da, ben de ne once yapacagimizi bilmeyen caresizlikle baktik biribirimize ve sonra bastik kahkahayi, tabi hakli cocuk, tukurugu gitti, almak lazim .... :)

15 Eylül 2009 Salı

Icimden kelimeler

Sanirim hayatimin degistigini ta o zaman anlamistim... Gorunusundeki toyluguna ragmen , beni o cok bekledigime sonunda kavusturdugu icin minnetle baktigim doktorun suratindaki keyfi gordugumde de, saglikla dunyaya geldigini hissetmistim. Seni canimdan kopartipda gogsume verdikleri o gunun uzerinden tam uc sene gecti bugun oglum. Her ani seninle dolu uc sene.

Uc sene icerisinde cok yol kat ettik biz, biz diyorum cunku seninle ben de ogrendim. Herseyi en basindan kesfediyor olmanin heyecan ve sevinc isiltisi gozlerinde parladiginda, benim de icimde kaybolmaya yuz tutmus, yetiskin olma yolunda yitirdigim bazi seyler dirildi. Karinca yuvalarina birlikde biskuvi ufalarken ya da dallara konmus kuslarla laflarken seninle ayni sevinci paylasmak,sanirim hayatta tadilabilecek ender keyiflerdendir.
Sen cocuk olmanin tum ayricaliklarini yasarken bizi de o coskuya ortak etmeye calisma istedigini gorup mutlandim hep sana bakarken. Gozlerinde ki hayat coskusuyla benimde icimde kivilcimlar parladi, yapamam dedigim bircok sey icin kuvvet buldum kendimde.

Simdiye kadar hep tatli , keyifli seyleri paylastik seninle ama birgun seninde ogrenecegin gibi hayat bazen cok aci olabilir yavrum, ama inan bana guzellikleri gormeden cirkinin de var oldugunu, aciyi tatmadan mutlulugun ne kadar onemli oldugunu hicbir zaman anlayamazsin.
Yasam kucuk dengelerin uyumudur, hayatta grilikleri hep gecis donemleri icin kullan oglum, temelde siyah ve beyazdir yasam ... Kendi dogrularin her zaman baskalarininkiler ile ortusmek zorunda degil sakin unutma, sadece hayata karsi tavrini belirlemektir onemli olan . Omrun boyunca en az karnini doyurdugun kadar ruhunu da doyurdugundan emin ol , esas seni sen yapan odur...

Sana sahip olmak sanirim Tanrinin bana verebilecegi en buyuk odul oldu.
Varliginla beni ayricalikli hissettirdigin icin, her zaman bana yasam sevinci veren gozlerindeki hic bitmeyen isilti icin, bana anneligi tattirdigin icin tesekkur ederim yavrum.
Iyi ki dogdun, yasanasi nice saglikli yillara.

Annen.

Ve simdi de baban ;

Karan,

Ne yollar katettin… Eminim her cocuk boyledir belki ama sen bizimsin, bizim bilidigimizsin. Ucuncu yasin, eskittin bunu bile, ama yazayim dedim, cunku muthis guzel, muthis o gozlerindeki, bizim koymadigimiz, koyamayacagimiz, pariltiyi gormus olmak:



Karan bugun tersten 'cocuk' cizdi…

foto, mayis 28, 2009









Simdi dedi “ben inege cocuk cizeyim” [inek uzulmustu bir sey icin, Karan da onu mutlu edecek]… aldi eline kalemi, tersten, aynen benim kullandigim gibi kalemi yukariya dogru tek cizgi hareketiyle filan… ilkin cevreyi, profili cizdi, sonra cok ozenle iki goz kondurdu kendine yakin olan tarafa, sonra o ters el hareketiyle burun geldi, ben ancak ayaklarda anladim tersten cizdigini, yine a ters el hareketiyle once bacaklar sonra ayaklar gelince benim oldugum tarafta…

Oylesine ek bir dikkat vardi ki hareketlerinde, simdi dusununce anliyorum, ben de tersten birsey cizmem gerektiginde biliyorum cok dikkat ve dusunmek gerektiriyor neyin nereye dusecegi gozlem duzleminin tersinde...



Bir de… ben simdi ilk defa bir baska Karan gordum… bu kadar dolu, duyar, duygusal oldugunu bilmiyordum… irkildim, asik oldum, ne diyeyim… kendi basina dunyasini kurmus, bizden baska bir Karan. Oynarken 'pretend' ettigimiz durumlari oylesine bir duyarlilikla coordine, control etti ki… Inekle Aslanla kurdugu dialoglar, beklentilere, uzuntulere cevap verisi, birakmamasi, 'tamam' diyene dek israr etmesi, dogru bildigini, anlatarak kabul ettirmeye calismasi… "bak sen simdi bekle, ben gelecegim hemen', ya da 'bak sen simdi uzulme, ben sana sut getirecegim' gibi...



Ayni sey aksam da oldu… trenlerinden biri ile pretend yapiyorduk, orada da ayni bu yeni Karan, trenine hayatini gosteriyordu, onunla konusuyordu, sonra ben tren olarak, bir konuyu uzatinca biraz bir ara 'babacigim' diye hitap etti trene, durumunu anlatmak cabasiyla…

Sonra tren bir konuda huysuzluk yapinca, iki eliyle tutup, neredeyse bizim ona yaptigimiz gibi 'hayir ama simdi, buyuyunce' filan gibi birseye gelen seyler soyledi…



Baska bir Karan, bizden cok farkli, bizim dusundugumuzden cok daha fazla herseyin farkinda, ve belki bizim kendimizle ilgili farkinda olmadigimiz seylerin de farkinda...



Aslinda ilk defa da 'baskasi' ni gordum… ben degil, arzu degil, biz degil, bizim Karan degil, Karan, kendi Karan…

Ve sanirim Babam, bizim yapmamiz gereken seni tanimaya ve anlamaya calismak… deli gibi sevmek yetmiyor, her ne demekse deli gibi sevmek caba gostermeden...



….

Evlat, seni seviyoruz cok… ve arkadasligin yol gosteriyor bize… sen sen ol bizi pek takma


izyuvey izyuveymabebey...

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Neler oldu ?

Daha sik yazacagimi soylemistim ama mumkun olmadi. Biz burada Karan'li hayati tum hiziyla yasarken firsat bulup da iki satir yazamadim iste...

Neyse hersey yolunda diyerek baslayayim. Karan tum hiziyla buyumeye ve ogrenmeye devam ediyor. Bu yazin en onemi olayi dedemizin ve babanemizin burada yanimizda olmalari sanirim. Karan'in keyfine diyecek yok. Evdeki oyun arkadaslari cogaldigi icin cok memnun kerata, ustelik Turkecesi de cok ilerledi. Hatta o kadar ilerlediki, bazen soyledikleri karsinda ne soyleyecegimizi bilemiyoruz. Mesela gecen gun onun saclarini kurulurken benim iki elimide tutup "Annecim bir dur, bir sabret, bir sey soyleyecegim " dediginde ne diyecegimi sasirdim. Ya da bir kac gun once aksam ki uyku saatinden once ona her geceki gibi masallarini okudukdan ve optukden sonra
" Haydi annecim artik uyku vakti geldi , ben ustunu ortup gidecegim." deyince bana " Hayir annecim senin isin daha bitmedi, bana masaj yap " demesi gibi :) Dedigim gibi bazen oyle seyler soyluyor ki insan ne diyecegini sasiriyor.


Bir de farkettigimiz baska bir sey var ki o da iki ayri dilin varliginin cok cok farkinda olmasi. Henuz arastirmadim, belki normaldir ama ilk fark ettigimde beni cok sartti. Daha once hic denememistim, bir kac gun once Karan'a bir kac kelimenin ingilizcelerini sordum, yani Karancim agacin ingilizcesi ne gibi, hepsinin karsiligi ben sordukca soyledi.


Bunun disinda minik cok guzel resimler yapmaya basladi, hele bir cocuk cizisi var ki anlatilmaz. Hic bir detayini atlamadan itina ile ciziyor cocugu, en sonunda da saclarini konduruyor kafasinin tam tepesini ve bitiriyor resmini :) biz harika olmus Karan'cim, eline saglik dedikce de ciziyor da ciziyor ...

Sanirim ne kadar hareketli oldugunu soylememe gerek yoktur. Evde dort yetiskiniz ama bazen dordumuzu de yorgun dusuruyor. Yaz boyunca minik dedesi ve babanesi ile daha fazlaca vakit gecirsin diye kres gunlerini haftada 3'e indirmistik, iste hafta ici iki gun ve haftasonlari sabahlari dedemize ait. Saat 7 parklarda gune bir basliyorlar, aksam 9'a kadar uyku haric her dakika oyun ve arastirma ile geciyor. Tabi Karan bu, nazinin gectigini anladigi icin hem dedesine, hem de babanesine her istedigini yaptirip pur keyif gunler geciriyor.




Son yazima bahsettigim gibi yaz basinda yaptigimiz son aktivitemiz cilek toplamak olmustu Karan'la.
Gecen senekinden farki olarak bu sene canla basla cilek topladi minigim. Hatta evde topladiklarini yerken de nasil topladigini hatirlatti durdu bize.
Babamizin da islerinin daha az yogun oldugu bu gunlerde bol bol geziyor ve hep birlikde Karan'li gunler geciriyoruz. Yasadigimiz yere yakin gol ve kaynaklara yaptigimiz haftasonu gezilerinde ki anilar ve fotograflar da ilk firsatta blogumuzda olacaklar. Birkac hafta icerisinde yeni aktivitelerimiz ile birlikde yazilara devam etmek uzere....

17 Nisan 2009 Cuma

Hicbir yere gitmedik :)

Yine uzun oldu degil mi? Cok farkindayim, hatta son iki haftadir site icin dusundugum resimleri ayirmis ve hazirlamis olmama ragmen bir turlu basina oturup yazamadim. Ama bundan sonra kararliyim, siteyi daha guncel tutacagim.

Her ne kadar ben yazamasamda burada hayat tum hiziyla akmaya devam ediyor. Minik cok buyudu, krese basladigindan beri iyice dillendi. Hem Turkcesi hem de Ingilizcesi cok ilerledi, sosyallesti ve cok hareketlendi. Iyice ele avuca sigmaz oldu :) hareket isinden genelde sikayetci degiliz ama aksam olupta babasiyla karsilikli koltuklara yigilip kalinca ne kadar hareketli bir oglumuz oldugunu tekrar anliyoruz.



Karan'da ki en sevdigim yeniliklerden biri espiri yetenegi :) bu aralar bilerek ve dusunerek bize espiri yapiyor. Bazen sasirtiyor bizi ince ayrintilari nasil fark ettigini gostererek. Bizim onu guldurmek icin kullandigimiz kucuk oyunlari tam da sirasi geldigine bize yapiyor, ki o zaman tadindan yenmiyor ... Gecenlerde babasi onun resmini cekmeye calisirken oturmus o da eliyle babasinin resmini cekiyor, agziylada efekt yapiyor hareketine.






Sonra bir de saklanbac oynarken hic gorunmeden saklanmalari varki cok alem, ustune ustluk gozunude kapatiyor iyice saklanmis olayim diye her halde :)
Unutmadan aslinda en onemli yeniligimiz her ne kadar resimde altinda bezi olsada artik bezden kurtulduk diyebiliriz. Bir kucuk isimiz daha kaldi ki sanirim onu da onumuzdeki bir kac gunde halledecegiz diye umuyoruz:)










Son yazdigimizdan bu tarafa rafimiza ekledigimiz yeni aktivitelerimiz de oldu tabi. Ama bu sefer Karan'in hizina yetismekte zorlandigim icin aktivite sirasinda resimlerini cekemedim, ilk firsatta onlarida ekleyecegim.





Mesela bunlardan iki tanesi buyuteclerle ilgili, Karan her ikisinide cok sevdi hele kabuklara neredeyse hergun dakikalarca bakiyordu ilk rafimiza koydugumuzda.






Digeri ise ayni resimlerin hem cok cok kucuklerinin, hem de normal boyutta olanlarinin bulundugu ciktilar aldik internetten ve Karan buyutec yardimi ile kucuk olanlara bakip buyuk olan esleri ile birlestiriyor.












Bunlarin disinda burada kirtasiye diyebilecegim bir yerde buldugum aslinda farkli bir amac icin kullanilan ama bizim renk siniflandirma ve el koordinasyonu icin uygun buldugumuz bir baska aktivetemiz daha oldu








Sonra bir oyuncakcida buldugumuz cocugun kavramlarin ve durumlarin opozitlerini buldugu kartli bir oyunumuz oldu. Karan bununla oynarken opoziti buldugu seye bagli olarak yuz ve vucut hareketler ile durmu ifade etmeye de calisiyor ki hali cok tatli oluyor : )








Bir de bence en onemli seylerden biri de ,bir suredir planlarini kurdugum kucuk bahcemizi sonunda yaptik. Karan ile birlikde buyuk bir keyifle domates, salatalik, biber, sogan sarmisak, maydanoz tohumlarini teker teker cimlendirme kaplarimiza ektik ve sabirla buyuttuk. Simdi hepsi oldukca buyuduler. Ilk ekim islemlerini yaparken Karan'la bitkilerin nasil buyudugunu, cok sevdigi salatalik ve domatesin nereden geldigini, bitkilerin yasamak icin nasil surekli suya ihtiyac duyduklarini onun anlayacagi dilde ve ilgisi olcusunde konustuk. Her ne kadar gecen gun domateslerden birisini yapragini kopartmak isterken kirsada, genelde bahce ile arasi cok iyi. Bana sularken yardim etmek konusunda cok istekli. Once bitkilerle baslayip sonra kendi ayaklari ile devam eden sulama islemi genellikle yerdeki topragin uzerinde camura donusmus kumlarin avuclanmasi ile son buluyor ama Karan durumdan cok keyif aliyor :)





Bir de iki hafta once kresimizin bir etkinligi vardi ona katildik, kucuk ciftlik hayvalarini getirdiler etkinlik kapsaminda. Tavsanlar, kuzular,koyunlar, keciler,tavuklar. Karan cok ama cok mutlu onlari gorunce ve neredeyse baska hicbir seyle ilgilenmedi. Zaten oyle olacagi daha gitmeden belli idi, cunku "Kuzularla ne yapacaksin Karan" diye sordugumuzda " Sarilicam, sonra sikicam sikicam " diyordu. Bu onun sevgi ifadesi tabi, akla yalnis birsey gelmesin :)



Sila'larin evinden universite kampusunun icindeki Lake Alice yuruyus mesafesinde bu yuzden neredeyse her gittigimizde oraya kisa bir yuruyus yapiyor ve cocuklar icin buldugumuz kumu bol bir kosede oturup kum oynuyoruz. Artik oyle aliskanlik haline geldi ki Karan oglen uykusuna yatarken hemen soruyor "Anne Sila'ya gidicez ?"...









Sonra neredeyse hergun Sila'miz ile oynamaya gidiyoruz, ikisi de iyice buyudukleri icin birlikde cok daha guzel oynar oldular. Zaman zaman kavgalarimiz olmuyor degil, ozellikle Karan'in "o benim" cigliklari zaman zaman isitiliyor ama gun gectikce daha iyiye gidiyoruz.











Gectigimi hafta burda Easter dedikleri yumurta baysamiydi, baharin gelisini kutladi cocuklar. Tabi boyle bir aktivite olur da Karan'la Sila geri kalir mi. Onlarda diger cocuklar gibi Maguire Village'de ki parka ve agac altlarina saklanan icleri cikolata dolu yumurtalari bulup dev tavsanin arkasindan civcivler gibi kosturdular. O aksam Karan oyle cok yorulmustu iki ilk defa uyku saatinden bir saat once uyudu :)




Bizim buralara yaz geldi, doga yeniden fiskirdi, cok sicaklar bastirmadan parklarin ve bahcelerin en keyifli zamanlari basladi.
Hatta gecen haftasonu ailecek bu senenin ilk cileklerini toplamaya gittik ama onu da bir daha ki sefere anlatacagim :)