16 Şubat 2012 Perşembe

Turkiye Gunleri

Cok ara verdik ama hayatimizdaki hareket bir turlu firsat vermeyince yazamadim. Yeni yilin ardindan hizli verilen bir kararla, bir kac gun icerisinde alinan biletler ve hazirliklarin ardindan kendimizi Turkiyede bulduk. Hemde bu sefer 5 ayligina. Esimin Alaz kızın dogumu dolayisi ile hak kazandigi bir donemlik dogum iznini bu sekilde degerlendirmenin cok iyi olacagi dusunduk.
Hazirliklar biraz zor oldu ,zira zaman uzun olunca Turkiye´de ve Tampa´da herseyi ayarlamak zaman aldi. Karan´ın ara vermeden gidebilecegi bir okul, mevcut okuluna 5 ayligina ara verip gelince yeniden baslayabilmesi icin gerekli gorusmeler, Tukiye cok soguk oldugu icin yapilan kislik alisverisleri, Alaz kizin asilarinin tamamlanmasi isi falan derken iki hafta evde tam bir kosturma ve e-mail trafigi oldu. Ama sonunda hicbir seyi atlamadan 20 Ocak `da ucaga attık kendimizi. Iki cocukla yolculuk ettigimiz dusunulurse oldukca sakin ve iyi bir yolculuk yaptik.
Karan geldikten iki hafta sonra burada buldugumuz iki dilli egitim yapan bir okula basladi. Okulunu cok sevdi ve hicde zorlanmadan uyum sagladi. Tek sikintimiz sabahlari biraz erken kalkmak, onun disinda bir sorun yok.
Alaz kiz da sandigimizdan kolay uyum sagladi saat ve duzen degisikligine. Burada gecirdigimiz ilk gunden sonra sorunsuz sekilde uykularini buraya gore degistirdi. Bu bizim icin cok buyuk supriz oldu cunku Karan`in ilk Turkiye yolculugunda birkac gun sabah 4`lere kadar sitede dolastigimizi hatirliyorum.
Karan ilk Turkiye`ye gidecegimizi ogrendiginde hayatinda ilk defa kar gorecegi icin inanilmaz heyecanlanmisti. Ankara`ya indigimizde lapa lapa kar yagiyor olmasi buyuk sans oldu bizim icin. Karan`in ilk kar tepkisi dokunur dokunmaz gozlerini kocaman kocaman buyuterek bana bakip ¨Annecigim kara cok sogukmus ¨ oldu , ama soguk Karan`ı hıc etkilemedi, geldigimiz gunden beri en buyuk favorisi hala kar. Alaz kiz bile kar yagarken disari ciktiginda hemen kafasini kaldirip kar tanesi agzina dussun diye ugrasiyor :)
Henuz cocuklarla guzel kar resimleri cekemedigim icin bu sefer resim ekleyemeyecegim ama en kisa zamanda bu eksigi giderecegim.
Turkiye`de sevdiklerimizin yaninda olmak guzel. Herkez cok cok mutlu. Memleketin, kisin ve sevdiklerimizin tadini cikartiyoruz simdilik.

19 Ekim 2011 Çarşamba

Dort Kisilik Hayat

Aile kalabaliklastigindan beri fazla vakit bulup yazamiyorum buraya ama bu demek degil ki bos duruyoruz...

Aktivitelerimize tum hizla devam ediyoruz, tek fark bu artik bir de seyircimiz var , Jojo !!! Eger uyumuyorsa ki uyumayi pek sevmiyor, biz minikle ne yaparsak yapalim yanimizda.
Karan yapiyor o seyrediyor, hatta bazen yaptiklarimiza katilmak isteyor ve elinden birsey gelmeyincede basiyor cigligi :)





Bazen Karan oyununa Jojo'yi da dahil ediyor ve bu her zaman citlembigi mutlu etmiyor.Aslinda ikiside birlikte oynamayi cok istiyorlar ama fiziksel olarak bu suan pek mumkun gorunmuyor.














Allahtan abimiz gonul almayi cok iyi biliyorda, kuslukler kisa suruyor :)








Karan buyudukce birlikte aktivite yapmak cok daha eglenceli olmaya basladi, cunku artik daha kompleks aktiviteleri az yardimla kendi basina yapabiliyor ve yaparken ki sohbetlerde inanilmaz keyifli oluyor. Bir onceki haftasonu yaptigimiz kartondan agac ev projesi ve gectigimiz haftasonu bitirdigimiz mukavva kutudan araba projesi sirasinda ikimizde cok eglendik. Arabamiz bittikten sonra ben yemek isleri ile ugrasirken Minigin arabasi gercekmis gibi kendi kendine konusarak oynamasi cok guzeldi. Hatta bir ara benzini bitmis arabasini iterek benzin istasyonuna goturuyordu ki o siraki konusma aynen soyle gecti.



"Karan"cigim ne oldu niye itiyorsun "
"Cunku benzinim bitti ..."
"Anladim nereden alacaksin benzini ?"
( mutfagi kestederek ) " su restoranin arkasindaki benzin istasyonundan ..."





Bunun disinda resim yapmak ve meteryalleri boyayarak kagida yapistirmak sureti ile birseyler tasarlamaktan cok hoslanir oldu. Mesela dergilerden fotograflar kesmek veya dondurma cubuklarini yikadiktan sonra boyayarak kullanmak ya da bahceden birseyler bularak onlari boyamak ve bir kagitlara yapistirmak cok hosuna gidiyor. Ve bazen o kadar yaratici seyler ortaya cikiyor ki uzerine hikaye bile anlatmak mumkun :)





Alaz kizi sorarsaniz, o da buyumekle meskul. Bu gunlerin en yeni seyi Jojo'nin emeklemeye baslama gayreti, artik ellerinin uzerinde dogrularak kendini yerden gogsune kadar kaldirabiliyor.Buna bir de bacaklari eklese gidecek citlembik.
Birde birimizin kucaginda yere basarak ziplamaya basladi ki bu insanda ne el birakiyor, ne de kol :)










Bunun disinda konusmaya calisma cabalari hala devam, hatta bazen oyle hararetli soyleniyor ki sanirsiniz dunyanin en zor isini o yapiyor. Son iki uc gundur yataginda ya da sandelyesinde yalniz kaldiysa, ya da hicbirimizi goremiyorsa " anne " diye bagiriyor. Biliyorum 4 ay konusmaya baslamak icin cok erken ama babasi da ben de ilk duydugumuzda cok sasirdik, ne dediginin cok farkinda oldugunu sanmiyorum , belki abisini ya da bizi taklit ederek cikarttigi bir sestir ama ne zaman aglayacak duruma gelse "anne" diye bagiriyor ::))

15 Eylül 2011 Perşembe

5.Yas


Kara kuzum, minigim, ilk goz agrim, seneler nasil da cabuk geciyor, bak bugun tam 5 yasini doldurdun...

Seninle gecen her sene nesenle costum, senin kahkahalarinla yeniden cocuk oldum; enerjin guc verdi, merakin ve inatlarinla ilham buldum senin icin arastirip ogrenmeye. Sanirim, ben seninle buyudum biraz daha.

Bu sene hepimiz icin bircok yenilik ve degisikliklerle dolu bir yili oldu. Yeni bir cevre, yeni bir okul, sonra ailemize katilan yeni bir can...
Kardesine alisma hizin, bizi onunla paylasmaya calismaktaki gayretin, ona " O benim bebegim " diyerek sahiplenmendeki ictenligin, "Annecigim artik biz dort kisi olduk " deyisindeki safligin hep mutluluk ve gurur kaynagi .
Karan'im buyurken buyuttun beni, senin sesinle , guzel yuzunle uyandigim her yeni gun benim icin bir mucize. Dilerim Allahtan guzel yuzun hic solmasin, gozlerinde ki o pirilti hic kaybolmasin, cevrende hep iyi insanlar olsun, basina hep iyi seyler gelsin, dunyan hep iyiliklerle dolu olsun.
Iyi ki varsin bebegim, iyi dogdun. Saglikla, mutlukla, sansla dolu nice yillarin olsun.

Annen.

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Alaz kizli gunler.


Daha once ki yazimda dogum hikayemiz sonra demistim ya. Kisaca anlatayim. Kisaca diyorum cunku kendisi de zaten kisacik oldu :) 12 Haziran sabahi hafif sancilarla uyandim sonrasinda aksam saat 5'e kadar sancilar hastahaneye gidecek kadar guclu olmadigindan evde bekledik. Sonrasinda sanirim 5.30 filandi hastahanenin evimize 50 dakikalik mesafede oldugunu da dusunerek artik gidelim dedik, Karan'la, annemle ve babamla vedalastiktan sonra dogru hastahane... yapilan ilk muayeneden sonra saat 7 gibi beni dogum odasina yerlestirdiler, hersey cok cabuk gelisti, sancilar birden guclendi ve dayanilmaz olmaya basladi sonrasinda da benim "sanirim bebek geliyor" dememin uzerine hemen doktoru cagirdilar ve Alaz kiz 8.38 de babasinin ve benim saskin bakislarimiz arasinda gogsumde yatiyordu. Karan'in dogumunun 30 saat surdugu dusunulurse sanirim bunda sasirmaya hakkimiz vardi :)






Alaz kiz cok sakin, kolay bir dogum sanrasi aramiza katildi, dogumdan hemen sonra babamiz eve gidip Karan'i ve annemleri hastahaneye getirdi. Karan'la Alaz'in karsilasmalarini omrum boyunca unutmayacagim. Karan bebeginin bu kadar kucuk olacagini dusunmemisti sanirim basta dokunmaya bile korktu, sonraki birkac dakikada yavas yavas alisti. Ben Alaz'in ellerini acip" bak annecigim bebegimiz ne kadar kucuk ama cok tatli " falan degince gelip dokundu ellerine. Ama asil isinma biz eve geldikden sonra oldu, simdilerde kucagina alip tasimak bile istiyor, hatta annecigim onun icin biraz daha beklesek filan deyincede , "o benim bebegim senin degil, ben istedigimi yaparim " deyip bize kiziyor. Alaz tarafindan islerin nasil oldugunu cok da anlayamiyoruz ama Karan'in sesini duyunca cok heyecanlandigini gorebiliyoruz.





Citlenbik hizla buyuyor, dogum kilosu 3.480 gr idi, ilk kontrollerinde yani ilk ayinda 4.850 gr cikmisti, simdi ayin 22 sinde 2 ay kontrollerinde ne kadar buyudugunu daha net gorecegiz.

Alaz kizla isler Karan'la oldugu kadar kolay gitmiyor :) Karan cok sakin bir bebekti, cok aglamazdi, aclik disinda tahammul edemedigi pek birsey olazdi ama Alaz kiz uyanik oldugu zamanin cogunu mizirdanarak geciriyor. Neymis efendim onunla muhabbet edecekmisiz. Inanilmaz ama 1. ayindan beri konusmaya calisiyor, habire agular, gugular, babamiz utanmasa konusarak dogacakmis diyor bazen :)





Olsun diyoruz bakalim ,ne yapalim , Citlenbiklede bol bol konusuruz buyurken. Zaten biraz buyusun, konusmaya, baslasin iki kardes konusur bizde biraz dinleniriz babasiyla bakarsin :)

Alaz'in dogumuzdan beri evdeki isler biraz degisti, Karan'la oraya bura gitme islerimiz mecburen azaldi, en azindan Citlenbik biraz palazlanana kadar. Ama Karan babasi ile yine geziyor ve haftasonlari canin sikilmasini onlemek icin sinifindan arkadaslarini evimize davet edip , butun bir gunu birlikte gecirmelerini sagliyoruz ki bu Karan'in cok hosuna gidiyor.



Biz de gelismeler boyle simdilik, iki cocukla yasama uyum saglamaya , dortlu yasami duzene sokmaya calismakla geciyor gunlerimiz. Karan hayatimizin nese kaynagi idi , Alaz'in dogumu ile bu nese ikiye katlandi, eminim citlenbikde dillenince daha keyifli gunler gecirecegiz.

24 Haziran 2011 Cuma

Hosgeldin Alaz.


Alaz kizimin 12 Haziran'da kolayca katildi aramiza...
Dogum hikayesi bir kac gun sonra :)

24 Mayıs 2011 Salı

Geri sayim

Bilgisayarima giren virus yuzunden uzun suredir fotograflarima ulasamadigimdan ve fotografsiz bir yazi da koymak istemedigimden, bir suredir sessizdik ama sonunda esim bilgisayarima mudahale edince, hemen vakit kaybetmeden yazayim istedim.

Oncelikle yazayim Alaz kizimiz hala aramiza katilmadi. Ama icerideki son gunlerini yasiyor diye biliriz, doguma oldukca az zaman kaldi. Karan hemen hemen hergun kardesi ile konusup onu cagiriyor. "Jojo'cugum hadi gel artik seni cok ozledik." ya da " Jojo abin burada , bekliyoruz hadi gel." cumleleri Karan'dan en sik duyabileceklerinizden ikisi.





On gun once Turkiye'den annemin ve babamin da gelmesi ile de artik sakin sakin beklemeye basladik Jojo'yu. Hayirlisi diyelim, simdilik hersey yolunda vakti gelince Alaz kiz da gelecektir.




Bunun disinda son iki ayi Karan'la birlikde festival, dogum gunleri, muzeler, sergiler filan derken yine dolu dolu gecirdik. Gerci son 20 gundur filan biraz durgunuz ama yeni de oncesinde bircok sey yaptik minikle. Yine kacirmadigimiz bir festival oldu, sanirim floridanin en buyuk festivaliydi. Minik cok eylendi, gerci benim icin biraz yorucu oldu ama Karan'i mutlu gorunce daha iyi hissettim :) Minik bir cok yarisa ve aktiviteye katildi, odul olarak kolyeler, yapistirmalar aldi, gunun sonunda pek bir gururluydu. Hala bazi gunler okula giderken kolyelerini takip gidiyor :)
















Sonra Nisan ayinda Easter ( Paskalya) kutlandi buralarda, bizde aktivite icin firsat bildik durumu ve malzeme fazlaliginda yumurta boyayip, dekore ettik. Karan'in hatta babasinin bile cok hosuna gitti yumurta boyama isi. Bu sene bulabildigim boyalar daha pastel renkli ve kolay kuruyan cinsdendi. Onun icin tam istedigimiz seyleri yapabildik.


















Bunun disinda da bir cok aktivite yaptik minikle bahceden topladigimiz tahta parcalarini birbirine yapistirarak hayvan ve insan figurleri yapip boyadik. Sonra bahcede baharda doga uyanirken tohumlanan bitkilerden buyutec yardimiyla tohum topladik.







Yine bahcede acik havada etrafimizda gorduklerimizi resmeye calistik.




















Ayrica uc hafta kadar once Karan'larin okulunda da bahar festivali oldu, aslinda festival bir hafta boyunca surdu diye biliriz cunku pazartesi gununden itibaren hergun yeni bir etkinlik yaptilar mesela Pazartesi gunu cilgin corap gunu, Sali pijama gunu, Carsamba spor gunu, Persembe cilgin sac gunu ve en son cuma gunu de bahar festivali oldu .







O gun oyun parklarina gelen sisme kaleler, pamuk helva makineleri ve bir cok aktivite miniklerin ayaklarini yerden kesmeye yetti. Karan hic bir aktivite masasini atlamadan hepsini tek tek dolasti ve hakkini verdi. En sonunda da suratina cizdirdigi dinazorlada gunu kapatti :)





Gunler guzel geciyor yani, esiminde yogun gecen son bir iki ayinin uzerine su gunleri yeni bebekten onceki son sakin gunler olarak degerlendirmek cabasindayiz. Havalarinda guzelligini de firsat bilerek deniz kiyisi ya da park kacamaklari yapmaya calisiyoruz bol bol.




Hepimiz buyuk bir heyecanla Alaz kizi bekliyoruz. Doktorumuzun belirledigi dogum tarihi 8 Haziran ama bana kalirsa bugun yarin katilacak citlenbik bize :)

Bakalim hayirlisi :)

25 Mart 2011 Cuma

Yaz gunleri

Havalar guzellestikce festivaller, dogum gunu kutlamalari derken Karan'la birlikte yapabilecegimiz seylerde artti. Sanirim iki hafta sonu once idi, Tampa'nin geleneksel 75. sanat festivaline katildik minikle birlikte.



Super bir gun gecirdik, asagi yukari 300 sanatcinin eserlerini sergiledigi cok buyuk bir organizasyondu. Ressamlar, heykeltraslar, fotograf sanatcilari, taki sanatcilari, ahsap sanatcilari ve daha aklima gelmeyen bircogu, yaptiklari islerin basinda heyecanla paylasmaya hazir ilgilenenlerle sohbet ediyor ve yeni fikirler tartisiyorlardi. Karan kendinden beklenmeyecek derecede ilgilendi standlarla. Ozellikle bir iki stad vardi ki, ben hadi gidip birseyler yemek icin ara verelim dememe ragmen inatla " annecim once suna da bir bakalim " deyip beni surukledi. Ozelliklle ilgilendigi stadlar, metal objelerden olusturulmus ilginc ve bir cogu hareketli heykeller, minyaturler ve fotograflardi.





Yemegimizi yiyip biraz dinlendikten sonra festival alaninda cocuklar icin ayrilmis bolume gittik. Orada da cocuklarin ilgisini cekebilecek bircok aktivite duzenlenmisti, mesela bir tanesi kendi cizdikleri bir karakteri 3 boyutlu hale getirmekti. O kadar kolay ve keyifli bir aktivite idi ki, insan kendine bunu neden daha once dusunmedim ki diyor. Once cocuktan ikiye katlanmis buyucek bir kagidin uzerine sevdigi bir karakteri cizmesi ve boyamasi isteniyor . Sonra cizdigi karakter iki katli olan kagittan keserek cikartiliyor, bir ucu bos birakilarak etrafindan zimbalanarak bir yuzunde cizili karakterin oldugu ici bos bir kese kagidi gibi oluyor. Sonra bos olan uctan ici burusturulmus kagitlarla doldurulup o ucuda zimba ile kapatiliyor. Sonucta elinizde kagittan, bir bebek oluyor. Karan yaparken cok keyif aldi. Hatta hala odasinda zaman zaman oynuyor canavariyla ( bana cok sevimli bir ayiyi andirsa da, minik inatla onun canavar oldugunu soyluyor. )




Ben hic bu kadar uzun kalacagimizi dusunmesemde aksama kadar kaldik orada, Karan doya doya vakit gecirdi, hatta yeni arkadaslar edinip minik oyunlar bile organize etti. Gunun sonunda buyuk birer dondurma esliginde kapanis icin dusunulmus Jazz konserinide, dinleyip evimize donduk. Karan o kadar yorulmustu ki eve kadar dayanamayip arabada uykuya dalmisti bile :)

Sonra Karan keyifli bahce gunlerine geri donmeye karar verdi, son birkac haftadir, bahceye kurdugumuz gunesligin altinda keyifle oynuyor, gerci gecen hafta bahcedeki ciceklerimizi ziyarete gelen arilardan biraz huzursuz olsada, sonunda arilarin bir zarari olmayacagi konusunda onu ikna ettik.

Gecen haftasonu disariya cikti sonra bakti miskinlik yapamak icin cok uygun bir hava, iceriden dergilerini, kitaplarini toplayip pazar keyfi yapti minigim. Babasiyla Karan'in bu haline cok gulduk.

Bu aralarda bir iki tane de dogum gunu partisine katildik ki Karan hepsinde cok eglendi, sinif arkadaslari ile okulun disinda ve ailesi ile birlikte olmak sanirim degisik geldi kucumenime . Ozellille sonuncu sinif arkadasi Sydney'in evlerinin arka bahcelerinde guzel, sicak bir partiydi. Bir de cocuklar icin dev sisme bir kale koymuslardi ki, butun cocuklar terden siril siklam olana kadar icinde ziplayip durdular. Onlar gunluk enerjilerini atarken anne ve babalar olarak bizde sohbet edip guzel bir gun gecirdik.
Yaz iyice bastirdi bizim buralarda, bakalim simdilerde deniz kiyisina gitmek icin babamizin islerinin biraz hafiflemesini bekliyoruz. Baharda kesvettigimiz guzel koylar bulmustuk, evimize yarim saat mesafede Tarpon Spring denilen bir yer vardi mesela , kucuk bir Yunan kasabasi diyebilirim. Cikip carsisinda dolasmak bile insani bir anliginada olsa, Ege'de bir tatil kasabasinda yuruyormus hissi veriyordu, Akdeniz insaninin farkliligini hemen hissediyorsun. Iste oradaki kiyiya bayilmistik. Bakalim, esimin musait oldugu ilk haftasonu plan bu, biraz deniz, biraz miskinlik ve aksam ustu guzel bir Yunan restoraninda guzel bir Akdeniz menusu :)
Jojo'da bu keyifli gunlere katilmak icin yavas yavas buyuyor. Bu hafta sonu 30. haftamizi bitiriyoruz. Sadece 10 hafta kaldigi kizimin dogumuna :) Karan her gecen gun daha heycanli gorunuyor kardesi konusunda. Hatta gecen gun Alaz icin aldigimiz yeni tulumlardan birini kucagina yatirmis "annecim ben bebegimi boyle mi tasiyacagim?" diye soruyordu. O hali o kadar hosuma gitti ki anlatilmaz. Kucumenin yeni plani kardesi ile ayni odayi paylasmak. Bir tane ranza begendi bile. Bebegim asagida yatar bende yukarida yatarim diye hayal kuruyor minigim.
Gecen gun babasi ile Karan'a hem hayret ettik, hem de cok gulduk. Alaz'in dogumunun yaklasmasi ile Karan'i bu konuda biraz daha heyecanlandirmak ve eve yeni bir bebegin gelisi ile degisecek bazi seylere onu hazirlamak icin bebek ve eve getirisimiz hakkinda cok sik konusuyoruz. Esimle daha onceden konustugumuz uzere Karan'a, Alaz gelirken sana ne hediye getirsin Karan'cigim, ondan ne istersin diye sordum. Karan hem biraz saskin , hemde hayretle yuzume bakti ve " Jojo senin karnindan gelmiyor mu? Orada oyuncagi nereden bulacak ki " deyiverdi. Ne diyecegimi sasirdim , sonra dusundum, sanirim Karan'a herseyi bir yetiskin gibi anlatmanin sonucu bu dedim. Oglum resmen " bana cocuk muamelesi yapmayin, ben herseyin farkindayim "demek ister gibiydi :) Gurur duydum onunla.