29 Mayıs 2008 Perşembe

Minik ve topu

Son gunlerin en degisik haberi yeni katildigim Montessori grubu, grupda bebekleri icin en iyiyi bulmaya calisan bir cok ilgili anne var , surekli bir fikir alis-verisi soz konusu. Kisaca bahsetmek gerekirse Mary Montessori 1870' de Italya'da dogmus ozellikle 0-6 yas grubundaki cocuklarin egitimi konusunda bu gune kadar gelmis calismalari olan tarihdeki basarili bayanlardan birisi. Montessori'nin temel inanci her cocugu bir birey gibi gorup cevresindeki dunyayi deneyimleyerek ogrenmesi icin gerekli zemini hazirlamak. Grupta paylasilan bir cok fikrin yani sira, iki haftada bir belirlenen bir baslik konusunda herkes cocugu ile bir aktivite yapiyor ve bunu site de digerleri ile paylasiyor, boylelikle herkesin digerinin yaptigi aktiviteyi deneye bilme sansi oluyor.
Ben de uye olur olmaz bir ucundan ise baslamaya karar verdim ve Karan ile birlikde spor aktivitesine soyunduk.



Ilk is olarak zaten bir kac gun once almis oldugumuz portatif basket potasini, evin en makul yeri olan balkon kapimiza kucuk vakumlar yardimiyla yerlestirdik. Ben bu isle ugrasirken Karan elinde topu sabirsizlikla bekliyordu, hatta topunu henuz yerlestirmemis oldugum potanin altindan uzerine dogru mu, yoksa ustunden altina dogrumu gecirmesi gerektigine anlamaya calisiyordu.



Sonra monte islemi bitipte is oynamaya gelince minik biraz temkinli davrandi, sanirim biraz once oynadigi fileyi yatay olarak asacagimi hic beklemiyordu.



Once parmagi agzinda uyusuk uyusuk


" Fazla da ilgilenmiyorum ama, denemekden birsey cikmaz. " der gibi dolasti etrafda ,bir iki basket denemesi oldu, yavas yavas isindi sanirim.




Bakti topla yaptigi is cok keyifli o da tadini cikartti. Topla oynamasi bittiginde oyle terlemisti ki anlatamam :)
Ilk aktivitemiz cok cok keyifli gecti, bir sonrakini minigimle dort gozle bekliyor olacagiz...

14 Mayıs 2008 Çarşamba

Cilekler ve ilk arkadasim

Karan'in dogumundan cok onceleri buralarda bir vesile ile buldugum bir cilek tarlasi vardi, mevsimi gelince arkadaslari da alir giderdik taze cilek toplamaya ve dalinda yemenin keyfini cikartmaya. Bu sene cileklere oglumla gittik, minikle yasadigimiz en guzel gunlerden birisiydi. Ikimizde inanilmaz eglendik.











Gainesville'in 7 mil disinda gercekten cok buyuk bir tarla bu gittigimiz yer, orada bahce sahiplerinin kendilerinin topladigi kasalarda cilekler de var alicisini bekleyen ama eger istersen kovani kapip kendinde toplaya biliyorsun cileklerini, biz de aynen oyle yaptik.






Karan goz alabildine cilekleri gorunce ciglik cigliga daldi bahceye, sonra bir bana bakti bir de cileklere ve hemen basladi toplamaya, kovasinda dort bes tane birikir birikmez oldugu yere cokup yiye yiye siranin sonuna kadar geldik, isimiz bitip de bahceden cikarken Karan'in yuzu cilek artiklari icerisindeydi :)


















topladigimiz cileklerinin parasini odemek uzere tezgaha giderken buyuk bir gururla tasiyordu oglum elindeki sepeti, yuzunde bakin ben ne topladim gibi bir ifade ile...







Universite icerisinde yasadigimiz lojmanlardan bir sure once tasindigimizdan burada bahsetmistim, simdi yasadigimiz site oraya fazla uzak degil ve burada cocuk oyun alani olmadigindan, her disariya ciktigimizda Minikle birlikte ya eski oturdugumuz siteye gidiyoruz, ya da yakindaki halka acik parklara.




Karan uykudan uyanip da hadi bakalim yemegimizi yiyelim sonra parka gidecegiz deyince agzindan cikan ilk kelime kesinlikle"Sila" oluyor. Sila oglumun ilk arkadasi eski evimizdeki komsu kizimiz:)) Annesi ile cok iyi arkadas oldugumuzdan onlarda birlikte buyuduler, tasinmadan once gun gecmezdi ki Sila ile Karan bir birini gormesin, ama o zamanlar ikisi de kucuk olduklarindan cok anlamiyorlardi simdileri birlikde oynamayi kesfettikleri icin ozellikle bizim minik cok heycanlaniyor Sila deyince. Sila Karandan 6 ay daha buyuk oldugu icin o daha agir basli tabi ,ama bizim ki cok komik, Sila diye yerlere yatiyor, hatta babasini okula birakmak icin kampusun icerisine girer girmez bagirmaya basliyor Sila, Sila diye. Bazen oyuncaklar icin anlasmazliklar cikmiyor degil ama bir sekil hallediyorlar aralarinda...



Karan'in yon duygusu kesinlikle bana benzememis, daha parmak kadar ama yolun hangi yonunden gidiyor olursak olalim onun sevdigi mekanlarin yanindan gecerken eger iceriye girmediysek kiyametler kopuyor. Tipki babasini birakma icin okula giderken Sila'larin evinin onunde agladigi gibi birde supermarketimiz var, aksamlari babamizi aldikdan sonra evde eksigimiz varsa donus yolunda ugradigimiz. Minik orayi cok seviyor cunku cocuklu insanlar alis-veris yaparken kullansinlar diye konulmus onunde oyuncak araba olan alis veris arabalari var. Bunlardan genellikle her markette oluyor ama belirli sayida oluyorlar, eger biz markete geldigimizde araba bossa ne ala, ama bir de hepsi kullanilir durumdaysa o zaman babasi bir tarafdan,ben bir tarafdan,aramaya basliyoruz nerede olabilirler diye, durum bizde strese yol acmaya basladi diye bilirim, markete giderken insallah arabalar musaittir diye dua ediyoruz ::))
Aslinda Karan'in mekanlari anlatmakla bitmez, evin onundeki Havuzun kapisi, sehrin buyuk alis-veris merkezi, bu alis-veris merkezinin icindeki para atilinca hareket eden oyuncaklarin bulundugu bolge, yine oradaki yiyecek dukkanlarinin oldugu koridor, babasinin bolumunun arkasindaki bahce... saymakla bitmez dedim ya. Artik araba ile bir yerden bir yere giderken Karan'in ani aglamalarina cok alistik. Gittigi yerleri asla unutmuyor ve tekrar gordugunde gidelim diye basliyor aglamaya ...

8 Nisan 2008 Salı

Bitmeyen yenilikler...

Basligi bitmeyen yenilikler diye sectim, cunku gercekden, Karan'in buyume sureci icinde her gecen gun yeni bir sey oluyor. Yine son yazidan bu tarafa arayi biraz actigim icin nereden baslayacagimi kestiremiyorum. Minik o kadar cok sey eklediki kendine, gercekden secip yazmasi zor. En iyisi anlatabildigim kadarini anlatmak....




Minigin son zamanlarda bizi en cok gulduren seyi sorunlara, ya da engellere kendince buldugu cozumler. Eger yetismek istedigi bir yer varsa , her oda icin ozenle secilip yerlestirilmis

basamaklarini minicik elleriyle zar zor tasiyip uzerine cikiyor ve BINGO!! Eger Minik ortalarda degilse ve sesi cikmiyorsa kesin evin yeni bir kosesini kesfetmis anlamina geliyor artik. Hatta bazen ciktigi seyin boyu istedigi noktaya yetismesine elvermezse eline uzun birseyler alarak ulasabildigi noktalari genisletiyor :)

Yeni seyler kesfediyor oldugunu gormek cok guzel de, bazen gozden kaciracagim ve kendine zarar verecek diye odum kopuyor. Gerci evi iyice minik icin guvenli hale getirdik ama Karan bu, bizim dikkatimizden kacan hicbir sey onun dikkatinden kacmiyor :)







Yine Karan vasitasi ile ogrendigimiz bir sey olan buyume ataklari var, bebekler ilk dogdugu yil daha sik olmak uzere, gelisimlerini tamamlayana kadar, giderek azalan araliklarla buyume ataklarina giriyorlarmis. Iste gectigimiz haftalardan birinde biz de bu buyume ataklarindan birini daha yasadik.


Karan onune koydugumuz herseyi silip supurdugu gibi devaminda bana ac gozlerle bakip, isaret diliyle daha istedigini soyluyordu. Cok ilgincdir ki bu bir kac gunluk dilim gecince hersey tekrar normale donuyor sanki o ac kurt tekrar bizim sevimli kuzucuk oluyor :)








Bunun disinda kutuphane etkinliklerimiz devam etmekde, en son etkinlikde Karan'in en sevdigi cizgi kahramanlardan biri olan "Merakli George " isminde cok merakli bir maynumu gormeye gittik . Ama bu gidisin ozellikle donus kismi cok kolay olmadi. Karan George'u gordukden sonra yanida gidip onunla oynamak icin aglamaya bir basladi, isimiz bitipde kutuphaneden ciktigizda hala "cu cu " giye agliyordu. Aslinda minigin butun istedigi maynunla oynamakti, ama henuz paylasmayi bilmeyen cok merakli bir cocuga kendisi gibi onlarca cocugunda George ile tanisip resim cektirmek icin bekledigini anlatmak hic de kolay olmadi :) yaklasik yarim saat Karan'in "cu cu " diye mizirdamalariyla gecen bir resim sirasi sonunda Minik cu cu'suna kavustu :)


Bir de yeni favorilerimiz var tabi, yemekler de ve oyuncaklarin da bazi gozdeleri olmasina alismistik da, simdi bir de giyeceklerinde de olmaya basladi. gectigimiz hafta minik kendi icin bir sapka ve bir de gozluk begendi, her ikisinide farkli gunlerde almis olmamiz ragmen renk uyumuna dikkatinizi cekerim :) Once sapkasini aldik, hatta aldigimiz magazada parasini odemek icin bile sapkayi elinden almakda zorluk cektim. Yaklasik iki gun sonra kadar da gozlugunu gorduk baska bir yerde yaklasik 7 degisik renk icinden bunu begendi minik. Simdilerde de en favori ikilisi bunlar,
hatta evde yemek yerken bile aklina geldiginde istiyor ve onlarla yemek yiyiyor.


Bizim cephede hayat tum hiziyla devam ediyor, hatta zaman zaman bizim minigin hizina yetismekde zorluk ceksekde,keyfimiz yerinde gunlerin tadini cikartiyoruz.


Sonraki yazilar icin bir daha bu kadar ara vermemeyi umarak, simdilik bizden bu kadar...

23 Şubat 2008 Cumartesi

park

Gun gecmiyor ki minik bizi sasirtip guldurmesin. Gelisim tum hiziyla devam ediyor, kelimelere hizla yenileri ekleniyor, sanirim her bir kac gunde bir yeni kelime ogreniyor Minik, aklima gelen yeni kelimeler manga ( mangal icin ), at dog ( hot dog isminde bir sarkisi olan cizgi film icin ), at , me ( kuzu icin ), meyme ( meyve icin ), sut, Elmo ( susam sokagi kahramani ) , cicek...aklima gelenler bunlar. Artik her hangi bir sikintisini ya da istegini anlatamamasi soz konusu degil, mutlaka bir yolunu bulup anlatiyor bize. hic birsey yapamazsa tutuyor elimizden goturuyor bizi konu her ne ile ilgiliyse oraya.

Son bir ay cok yorucu ve ayni zamanda bir o kadarda keyifli idi. O kadar haraketlendi ki ele avuca sigmaz oldu, bu isin zor tarafi, cunku aksam olupda Karan 7.30- 8.00 gibi yatinca bende de gart dusuyor. Yarim saat fazladan zor oturuyorum cunku onunla birlikde kalkip onun kadar kosturunca minik kadar enerjim olmadigindan aksam yorgun dusuyorum.Oglen uykusuna yattigi bir bucuk saat haric gunun tamamini sabah 7.30 dan aksam 7.30 'a kadar birlikde geciriyoruz minikle. Buna benim mutfaga girip yemek yaptigim zamanlar ya da yarim saatlik egzersiz saatleri dahil. Minigin son zamanlardaki en gozde oyunlarindan birisi ben yemek yaparken boyunun yetistigi ne kadar dolap varsa hepsini acip icindeki kap kacagi tek tek yerlere sacmak ve hatta bazilarini kendine basamak yaparak tezgahin uzerindeki meyvelere ulasmaya calismak :) Basta "hayir" diyerek onu engellemeye cok calistim ama yeni okudugum bir yaziya gore eger cocuk yaptigi isten cok zevk aliyorsa Hayir demenin cok da yapici olmadigi,ortami onun icin guvenli hale getirip istedigi gibi birakmanin onun gelisimi icin daha olumlu oldugu okuyunca ben aynen oyle yaptim, onun ulasabildigi tum dolaplari tek tek elden gecirip kirilacak, batacak ya da temizlik malzemesi gibi o na zarar verebilecek her seyi kaldirdim ve biraktim gonlunce oynasin diye :) Aslinda ben mutfakda iken benim yani da olmasi birazda isime geliyor cunku dedim ya minik cok hareketlendi, gozunden ayirdigim an bir muzukluk pesinde bulabiliyorum onu.


Son yazimdan bu yana kitaplara olan duskunlugu biraz daha arti, hatta artik kendi begenileri var, kutuphaneye gittigimizde kendi kitaplarini kendi seciyor, oturuyor kitaplarin basina begenmediklerini arkaya atip, bol resimli ve renkli olanlarini bana getiriyor. Yalniz parkda artik eskisi gibi sakin oynayamiyoruz, Minik gordugu her topun pesin dusup eger topu ele gecirirse arkasina bakmadan ortamdan uzaklasmaya calisarak hem beni zor dusumda birakiyor , hem de top sahibi minigi biraz uzuyor. Bu son gunlerde uzerinde calistigimiz konu , yani paylasmak. Okuduklarima gore paylasma duygusu 2 yasindan once ne yaparsak yapalim gelismezmis, Karan suan dunyayi sadece kendinden ibaret saniyormus, iki yasindan sonra eger ugrasirsak Minige paylasmayi ogretebilirmisiz. Yani bu demek ki onumuzdeki gunler top sahibi deger minikler icin biraz hayal kirikligi getirecek :))

Bunun disinda son bir ay uyku yonunden ya da yeni cikan dislerin verdigi rahatsizliklar yonunden cok rahat gecti. Minik gece boyunce uyumayi iyice ogrendi, tum gece deliksiz uyuyunca da sabah pur nese kalkip hepimiz gune pozitif basliyoruz. Dislerimiz hala cikmaya devam ediyor ama sanirim Karan artik onlara da alisti, cunku benim kahraman oglum hic sorun etmiyor dis acisini artik.

Buyudukce zorlasiyor ama bir o kadarda keyifli bir hal aliyor Karan'la yasam, artik Karan'la manav alis-verisine gidemez oldum mesela, cunku ben bir yandan birsey almaya calisirken benim meyve delisi oglum yakin tezgahlardaki elma, armut ya da allah ne verdiyse alip bir guzel yemege basliyor. Hali cok komik ama bir tarafdan alis-veris edip bir an once eve gidip gunun geri kalan rutinlerine kosturmaya calisirken cok zor oluyor. Konuya yeni cozumumuzde artik alis-verislere esimin uygun oldugu gunler birlikde gitmekle oldu, oyle olunca birimiz Karan'la ilgilenip digerimiz de alinacaklar listesini tamamlaya biliyor :)
Burada gunlerimiz boyle Karan'la dolu ve kosturmayla geciyor, zaman oyle cabuk geciyor ki Minikle haftalarin nasil degistigi bile anlamiyorum. Bazen cok uzuluyorum zamanin bunca hizli akip gitmesine,cunku Karan buyudukce daha bagimsizlasiyor, daha fazla isini bana ihtiyac duymadan yapiyor. Cogu zaman gurur duyuyorum bununla ama bazen bana olan yakinligi azaliyor diye uzuluyorum, yurumeyi ogrenmeden once nasil hep kucagimda yanagini ope koklaya tasadigimi dusunuyorum...

Hayat iste, biz de birilerinin canindan, yanagindan kopup gelmedik mi bu gunlere ...

21 Ocak 2008 Pazartesi

Kitaplar

Baslikdan da anlasildigi gibi minik icin bu gunlerin yeni gozdesi kitaplar. Her firsatta ellerini iki yana acip " ap" diyerek ya babasinin ya da benim pesime takiliyor. Kendi kendine okumayi pek sevmiyor, illa ben ya da babasi yaninda olacagiz, o zaman keyfine diyecek yok. Yalnizken eger kitaplarla bas basa kalirsa onlari yemegi tercih ediyor :)


Gectigimiz hafta havanin cok yagmurlu oldugu ve bizim rutin park gezimizi yapamayacagimiz bir gun Karan'i sehir kutuphanesine goturdum, kutupaneye girdigimizde Karan cok ciddilesti, etrafda o kadar cok kitap ve insani bir arada gorunce cok sasirdi ,iceride bebekler icin hazirlanmis bir kose vardi, koseyi hemen fark etti ve acele acele kucagimdan inip oraya dogru sevincden bagira bagira kosmaya basladi. Hali gormeye degerdi, icerde bir cok insan kitaplarindan kafalarini kaldirip bizim ufakliga gulumseyen gozlerle baktilar. Kaldigimiz sure boyunca Karan'i kontrol etmek cok kolay olmadi, bir kitabi birakip digerini eline alirken bir baskasinda da gozu kalarak merakla inceledi buyuk kismini. Kutuphaneden 7 kitap ,bir cocuklar icin hazirlanmis muzik CD si ve onumuzdeki uc ayin kutuphane etkinlikleri kitapcigi ile ayrildik. Bundan sonra her sali ve persembe sabah saat 10.30 da 18 aya kadar cocuklar icin hazirlanmis okuma, sarki ve dans saatlerine katilacagiz. Bu kutuphanenin cok guzel bir etkinligi, okuduklari hikayenin kahramanlarinin kiligina girmis gonullu ana okulu ogretmenleri cocuklara kitap okuyup , sarkilar ogretiyorlar. Daha once baktigim cocuklardan birini goturmustum bu saatlerden birine oldukca keyifli idi, eminim miniginde ilgisini cekecektir. Bakalim yarin gorecegiz. bundan sonraki ilk yazinda oradaki resimlerini ve izlenimlerimizi yazarim.

Minik bu gunlerde cok hareketlendi, gunun en az 2 saatini aktif sekilde oyun oynayarak geciriyor, onu her gun evimize cok yakin bir park olan Kanapaha Park'a goturuyorum. Orayi cok seviyor hem oynayabilecegi iki ayri park da gonlunce eyleniyor, hem de oraya bizim gibi surekli gelen ailerin cocuklari ile ilerlettigi arkadasliklari pekistiriyor. Karan'i baska bebeklerle gormek cok keyifli, onlarla oradan oraya cer-cop tasiyor, kaydirakdan kayiyor, yerden taslar topluyor ya da iclerinden her hangi birine ait olan topu oradan oraya teperek kosturuyorlar. Zaman zaman mizmizliklarda olmuyor degil, hele ikiden fazla cocuk bir araya geldiyse ve iclerinden birine ait olan her hangi bir oyuncagi paylasmak soz konusu ise , o zaman oyuncak sahibinin anlik kaprisleri ve paylasmayi istememesinden dogan mizikciliklari oluyor tabi :) o zaman anne ya da babalar devreye girip minikleri ikna etmemiz gerekiyor ama genellikle tatli sonuclaniyor.




Gecen yazida Karan'in artk bir cok kelime soylemeye basladigini yazmistim, o zamandan bu zamana kelimelere bir cok yenisi eklendi, hepsini tek tek yazamayacagim kadar cok kelime soyluyor ama en komigi pandaya "manda" demesi bizce, her seferinde oglum manda baska bir hayvan dememize ragmen inatla panda resmi gosterip manda diyor. Birde bize espiri bile yapmaya basladi , uzun zamandir minikle calisiyorduk , hani ben gozun nerede oglum deyince gozunu, burnun nerede deyince burnunu gorteriyordu, simdi bir suredir hepsini tek tek gosteriyor ama kulagina sira gelince ilk sordugumuzda poposunu gosteriyor bizden istedigi gulme tepkisini alinca kulaklarini gosteriyor. Hali cok tatli ama ,hem poposunu gosteriyor hem de hinzir bir gulumseme beliyor yuzunde :)


Hersey cok keyifli gidiyor Karan'la birlikde, son bir kac aydir azi dislerinin gelisinden kaynakli oldugunu dusundugumuz uykusuz gecelirinde cozumunu sonunda bulduk. Daha dogrusu teshisimizin yalnis oldugunu anlayip uykusuzluguna cozum getirdik. Internet sitelerinden birinde, iki yasin altindaki cocuklarda uyku duzensizliklerinin ustesinden gelme teknikleri ile ilgili hazirlanmis bir kitabin ismini bulmustum.O kitaba gore ,gece boyunca iki uc kere uyanan ve Karan gibi tekrar uykuya donmekde zorluk ceken cocuklarin ,aslinda gunduz yaptiklari uykuda dahil olmak uzere yeterince uyuyamamalarindan kaynakli cok yorgunluk cektikleri ve bunun icin uyku saatlerinin aksam 7-7.30 'a cekilmesi gerektigi yaziyordu. Okur okumaz hemen o gun denedim ve hakikaten normalde aksam 9 da yatan cocuk 7.30 da hemen uyudu ve sabah 7'ye kadar hic uyanmadi, ertesi gunse herzamankinden daha keyifli ve yenilenmis kalkti. Bu sorunu cozdugumuzden beri minik gunduzleri de cok rahat uyur oldu ve eskisi gibi uyumadan once oyle cok eziyet etmiyor. Uyku vaktimizin geldigini soyleyince hemen babasina bye bye deyip merdivenlere yoneliyor, odasina girer girmezde banyoyu gosteriyor bana, hemen hizli ve ilik bir dusdan sonra kitaplarini tasimaya basliyor acele acele, en favorisi oldugu bir iki tanesini okudukdan ve sutunu ictikden sonra yatagina kendisi yatiyor ve adini Tarcin koydugumuz ( cevriye'yi emekli ettik ) buyuk kopegine sarilip uykuya geciyor.



Dedigim gibi Karan'la hayat cok keyifli, hergun hepimiz yeni seyler ogreniyoruz, biz ona daha iyi bakabilmek ve rehber olabilmek icin ,o da hayati daha iyi taniyabilmek icin herseyi deniyor. Hakikaten insan her yasta ogrenmeye devam ediyor.



En kisa zamanda fotograflarida eklemek uzere simdilik bu kadar...






28 Kasım 2007 Çarşamba

Tasinma

Yine arayi biraz actim sanirim, cadilar bayramindan bu tarafa iki satir yazamadim, ama bizim icin oldukca kosturma ile gecen bir bir ay oldu. Esimin mezuniyetinden sonra halen yasamakta oldugumuz ogrenci lojmanlarindan cikmak ve kampus disinda yasamak zorunda kaldik.Bu yeni gelisme bizim icin hem iyi hem de kotu oldu. Iyi tarafi daha buyuk ve guzel bir ev bulmamiz, kotu tarafida lojmanlardaki guzel cocuk parklarindan ayrilmak oldu.
Gurbette tasinmak zormus, normalde bir kac gun icerisinde yapabilecegin isler burada bir basimiza iken zor oldu. Esas zorluk hem minik ile ilgilenip,hem kutu hazirlamak ya da , tasindikdan sonra da hem minik ile oynayip,hem de kutulari acip esyalari yerlestirmekti. Allahdan burada sevdigimiz bir kac arkadasimiz zaman zaman imdadimiza yetisti Karan'i alip onunla biraz vakit gecirdiler de biz de isleri biraz hizlandirdik. Ama herseye ragmen yine de bir keyfi vardi yeni bir mekana yerlesmenin. Butun esyalar elden gecti, atilacaklar atildi, paketlenip kaldirilacaklar kaldirildi. Iki gun oncede internet ve telefonumuzda baglandi ve hayata kaldigimiz yerden devam ediyoruz.
Karancik yeni evimizde cok mutlu cunku ona yeni oyunlar cikti burada, mesela evimiz iki katli oldugundan en gozde oyunu bir asagi bir yukari merdivenleri sayarak inip cikmak. Onun icin tehlikeli olabilecegini dusundugumuzden merdivenlerin iki basina cocuk kapilari aldik, oyundan cani sikildigi zaman kapinin basina gidip ya babasini ya da beni yakalayip kapiyi acmamiz icin bize yalvariyor, sonrada elimizden tutup yukariya cikmaya basliyor ama eger o cikarken sen basamaklari saymiyorsan durup hemen yuzune bakiyor ve hani rakamlar der gibi bir ifade ile bize hatirlatiyor.
Bunun disinda son yazdigimdan bu yana minikde cok buyuk gelismeler var, mesela artik bir cok kelime soyleyebiliyor. Henuz cumle kuramiyor ama kelime kelime derdini cok iyi anlatiyor. Encok soyledigi sey "elma" cunku elmayi cok seviyor. Ne zaman mutfaga girsem elma,elma diye pacamdan ayrilmiyor. Bunun disinda soyledikleri muz icin "mu" , su , kitap icin "ap", aydede, anne, arzu, baba,araba icin "ababa",ayakkabi icin "abuka",gemi icin "mini". Bunlarin disinda da surekli soylemedigi ama eger ben Karancim sunu soylermisin dedigimde papagan gibi taklit ettigi bir cok kelime var. Anlamini anlamasada bizi taklit ediyor ve biz aferim Karan'a degince de kendini alkisliyor.
Bunlar keyif aldigimiz gelismeler bir de zorlandigimiz gelismeler :) minigimizin zor ikisi (terrible two) basladi. Birsey anlatmak isteyipde beceremeyince ya da yapmak istedigi seyi yapamayinca cok ama cok sinirleniyor, bagirmaya bize vurmaya, ya da elinde her ne varsa yere atmaya basliyor. Hele bir de bir surat ifadesi var ki anlatilmaz, eger yakalayabilirsem videoya alip koyacagim buraya. Aslinda oyle oldugunda hali cok komik oluyor, babasi da ben de gulmemek icin kendimizi zor tutuyoruz tepkilerine ama tabi gulmenin cok yalnis oldugunu bildigimizden minik yattikdan sonra birbirimize anlatip eyleniyoruz.
Yeni evde evin en buyuk odasi minigin, oyuncaklarini istedigi gibi yayip oynayabildigi icin cok mutlu, ayrica artik biraz daha buyudugunu dusundugumuzden onu bebek besiginde normal yataga terfi ettirdik, bu yeni gelisme cok hosuna gitti, istedigi zaman yatagina cikip inmek sanirim kendine olan guvenini arttirdi. Artik sabahlari aglayarak uyanmiyor, ya da ogle uykularindan kalktiginda bagirip beni cagirdikdan sonra yatagindan inip oyuncaklari ile oynamaya basliyor.
Ev ile birlikde gelen yeni oyunlarindan biriside kuvet keyfi. Her aksam Karan'i yikamak gobegi dustugunden beri yatak oncesi rutinlerimizden birisiydi. Bu evimizde Karan'in odasinda kendi banyosu oldugu icin banyo oyuncaklarinin tamamini kuvetine koyabiliyoruz, her aksam yikanmak icin banyoya girdigimizde hemen kuvetin kapatma deligini gosterip kapatmak istedigini anlatiyor ve suyu actirip kuvetin icerisinde pur keyif oynuyor. Tabi oyununu bitirip banyodan cikartmasi cok zor oluyor minigi ama uyku oncesi yorulmasina cok yardim ediyor.
Tasinali fazla olmamasina ragmen Karan kendine yeni rutinler bulmakda cok gecikmedi, yeni kesiflerini bizde merakla bekliyoruz minigin, hergun yatagindan yeni birsey ile cikiyor sanki.

Hayat guzel, hele minigimizle cok daha guzel, hergun digerinden daha keyifli sanki. Sabahlara onun gulen yuzu ile baslamak benim de babasininda gununu guzellestiriyor, hayatimizi tamamliyor.

3 Kasım 2007 Cumartesi

Kostum partisi.

Minik, gectigimiz pazar gunu ilk resmi partisine davet edildi. Hemen bitisigimizde oturan Venezuelali sirin bir aile var, onlarin en buyuk kizinin olan Jisel gectigimiz pazar gunu 16. yas gunu kutladi, tarih ayni zamanda cadilar bayrami ile de cakistiginda hem kostum partisi ,hem de dogum gunu partisi karisimi ilginc bir parti oldu.

Bir hafta kadar oncesinde Jisel ve kiz kardesi Denis ile her karsilasmamizda Karan'in da kostum giymesi konusunda cok israr ettiler. Sonunda bende dayanamadim ve minige cok sirin bir tavuk kiyafeti aldim. Eve gelip ilk giydirdigimde Karan'da cok sevdi. Aynanin basindan ayrilmadi, kendisine bakip bakip ciglik atip guldu. Parti gunu kiyafetini giydirir giydirmez benim hazirlanmami sabirsizlikla bekledi ve hemen kendini kapinin onune atti, Parti hemen kapimizin onundeki cardagin etrafinda oldu, cardagi cadilar bayramina uygun olarak dekore eden komsularimiz cok da zengin bir acik bufe hazirlamislardi, hatta yapilan barbekude tavuk etlerinin bittigini ve acil olarak yeni ve taze tavuga ihtiyaclari oldugu soyleyip Karan'a cok takildilar. Parti boyunca Karan'in keyfine diyecek yoktu Jisel'in sinif arkadasi olan sirin kostumlu bir cok guzel kiz ile oynadi durdu. Hatta cogu zaman beni aramadi bile, muzik esliginde cimlerde




zipladi, hatta yorulunca yuvarlandi durdu. Karan icin keyifli gunlerden biri idi. Bizim fotograf makinemizin pili bittigi icin disarida fotograf cekemedik ama komsularimiz epeyce cektiler, kisa sure icerisinde onlardan alacagim fotograflarida siteye koyacagim...



Son gunlerin en hareketli aktivitesi bu parti oldu. Bunun disinda Karan'la olan hareketli ve hicbir zaman rutun olmayan hayatimiz tum hizi ile devam ediyor.

Minigin ay ve ay tamamlanmaya devam eden disleri icin bakim calismalarimizda hizlandi :) Karan'in en sevdigi yatak vakti aktivitelerinden birisi de dis fircalamak, her aksam banyodan sonra oglumun inci gibi olan 5 disini fircaliyoruz, ilk disi ciktigi gunden beri fircaliyoruz ama son bir aydir filan yaptigimizin farkinda olarak yapiyoruz bu isi. Artik banyodan cikarken hemen lavabonun uzerindeki camli dolaba bakip dislerini fircalarmis gibi elini agzina sokup kafasini sallamaya basliyor, yani biliyorki vakti geldi :) Kucuk bebekler icin normal fircadan farkli, benim isaret parmagima gecirip daha kolay kullana bilecegin silikondan bir fircamiz var. Biraz parmak kuklasina benzetiyorum ben onu.Fircayi elime alir almaz minik hemen pozisyon aliyor ve agzini aciyor. Ve tabi hersey de oldu gibi fircalama suresinin ne zaman bittigine de yine o karar veriyor. Cani sikinca agzini kapatip "tamam artik" anlamina gelen sesler cikartiyor ve gunluk fircalama seansimiz da boylece sona eriyor.


Ne kadar hizli buyudugune inanmak zor, artik istedigini yiyiyor, istedi zaman disariya cikip dolasiyor, istedigi oyuncakla oynuyor, istedi zaman uyuyor ve uyaniyor. Kucuk olmasina ragmen her konuda bir begenisi ve tercihi var. Biz ona artik kucuk adam diyoruz. Sanirim yavas yavas bebeklikden cikip cocuk kivamina gelmeye basladi minik :) Keske biraz daha yavas buyuse, tum vakitimizi aliyor ama ne ben, ne de babasi bundan hic sikayetci degiliz. Hatta ona yeterince vakit ayirabildigimiz icin kendimizi cok sansli sayiyoruz ...