23 Şubat 2008 Cumartesi

park

Gun gecmiyor ki minik bizi sasirtip guldurmesin. Gelisim tum hiziyla devam ediyor, kelimelere hizla yenileri ekleniyor, sanirim her bir kac gunde bir yeni kelime ogreniyor Minik, aklima gelen yeni kelimeler manga ( mangal icin ), at dog ( hot dog isminde bir sarkisi olan cizgi film icin ), at , me ( kuzu icin ), meyme ( meyve icin ), sut, Elmo ( susam sokagi kahramani ) , cicek...aklima gelenler bunlar. Artik her hangi bir sikintisini ya da istegini anlatamamasi soz konusu degil, mutlaka bir yolunu bulup anlatiyor bize. hic birsey yapamazsa tutuyor elimizden goturuyor bizi konu her ne ile ilgiliyse oraya.

Son bir ay cok yorucu ve ayni zamanda bir o kadarda keyifli idi. O kadar haraketlendi ki ele avuca sigmaz oldu, bu isin zor tarafi, cunku aksam olupda Karan 7.30- 8.00 gibi yatinca bende de gart dusuyor. Yarim saat fazladan zor oturuyorum cunku onunla birlikde kalkip onun kadar kosturunca minik kadar enerjim olmadigindan aksam yorgun dusuyorum.Oglen uykusuna yattigi bir bucuk saat haric gunun tamamini sabah 7.30 dan aksam 7.30 'a kadar birlikde geciriyoruz minikle. Buna benim mutfaga girip yemek yaptigim zamanlar ya da yarim saatlik egzersiz saatleri dahil. Minigin son zamanlardaki en gozde oyunlarindan birisi ben yemek yaparken boyunun yetistigi ne kadar dolap varsa hepsini acip icindeki kap kacagi tek tek yerlere sacmak ve hatta bazilarini kendine basamak yaparak tezgahin uzerindeki meyvelere ulasmaya calismak :) Basta "hayir" diyerek onu engellemeye cok calistim ama yeni okudugum bir yaziya gore eger cocuk yaptigi isten cok zevk aliyorsa Hayir demenin cok da yapici olmadigi,ortami onun icin guvenli hale getirip istedigi gibi birakmanin onun gelisimi icin daha olumlu oldugu okuyunca ben aynen oyle yaptim, onun ulasabildigi tum dolaplari tek tek elden gecirip kirilacak, batacak ya da temizlik malzemesi gibi o na zarar verebilecek her seyi kaldirdim ve biraktim gonlunce oynasin diye :) Aslinda ben mutfakda iken benim yani da olmasi birazda isime geliyor cunku dedim ya minik cok hareketlendi, gozunden ayirdigim an bir muzukluk pesinde bulabiliyorum onu.


Son yazimdan bu yana kitaplara olan duskunlugu biraz daha arti, hatta artik kendi begenileri var, kutuphaneye gittigimizde kendi kitaplarini kendi seciyor, oturuyor kitaplarin basina begenmediklerini arkaya atip, bol resimli ve renkli olanlarini bana getiriyor. Yalniz parkda artik eskisi gibi sakin oynayamiyoruz, Minik gordugu her topun pesin dusup eger topu ele gecirirse arkasina bakmadan ortamdan uzaklasmaya calisarak hem beni zor dusumda birakiyor , hem de top sahibi minigi biraz uzuyor. Bu son gunlerde uzerinde calistigimiz konu , yani paylasmak. Okuduklarima gore paylasma duygusu 2 yasindan once ne yaparsak yapalim gelismezmis, Karan suan dunyayi sadece kendinden ibaret saniyormus, iki yasindan sonra eger ugrasirsak Minige paylasmayi ogretebilirmisiz. Yani bu demek ki onumuzdeki gunler top sahibi deger minikler icin biraz hayal kirikligi getirecek :))

Bunun disinda son bir ay uyku yonunden ya da yeni cikan dislerin verdigi rahatsizliklar yonunden cok rahat gecti. Minik gece boyunce uyumayi iyice ogrendi, tum gece deliksiz uyuyunca da sabah pur nese kalkip hepimiz gune pozitif basliyoruz. Dislerimiz hala cikmaya devam ediyor ama sanirim Karan artik onlara da alisti, cunku benim kahraman oglum hic sorun etmiyor dis acisini artik.

Buyudukce zorlasiyor ama bir o kadarda keyifli bir hal aliyor Karan'la yasam, artik Karan'la manav alis-verisine gidemez oldum mesela, cunku ben bir yandan birsey almaya calisirken benim meyve delisi oglum yakin tezgahlardaki elma, armut ya da allah ne verdiyse alip bir guzel yemege basliyor. Hali cok komik ama bir tarafdan alis-veris edip bir an once eve gidip gunun geri kalan rutinlerine kosturmaya calisirken cok zor oluyor. Konuya yeni cozumumuzde artik alis-verislere esimin uygun oldugu gunler birlikde gitmekle oldu, oyle olunca birimiz Karan'la ilgilenip digerimiz de alinacaklar listesini tamamlaya biliyor :)
Burada gunlerimiz boyle Karan'la dolu ve kosturmayla geciyor, zaman oyle cabuk geciyor ki Minikle haftalarin nasil degistigi bile anlamiyorum. Bazen cok uzuluyorum zamanin bunca hizli akip gitmesine,cunku Karan buyudukce daha bagimsizlasiyor, daha fazla isini bana ihtiyac duymadan yapiyor. Cogu zaman gurur duyuyorum bununla ama bazen bana olan yakinligi azaliyor diye uzuluyorum, yurumeyi ogrenmeden once nasil hep kucagimda yanagini ope koklaya tasadigimi dusunuyorum...

Hayat iste, biz de birilerinin canindan, yanagindan kopup gelmedik mi bu gunlere ...

21 Ocak 2008 Pazartesi

Kitaplar

Baslikdan da anlasildigi gibi minik icin bu gunlerin yeni gozdesi kitaplar. Her firsatta ellerini iki yana acip " ap" diyerek ya babasinin ya da benim pesime takiliyor. Kendi kendine okumayi pek sevmiyor, illa ben ya da babasi yaninda olacagiz, o zaman keyfine diyecek yok. Yalnizken eger kitaplarla bas basa kalirsa onlari yemegi tercih ediyor :)


Gectigimiz hafta havanin cok yagmurlu oldugu ve bizim rutin park gezimizi yapamayacagimiz bir gun Karan'i sehir kutuphanesine goturdum, kutupaneye girdigimizde Karan cok ciddilesti, etrafda o kadar cok kitap ve insani bir arada gorunce cok sasirdi ,iceride bebekler icin hazirlanmis bir kose vardi, koseyi hemen fark etti ve acele acele kucagimdan inip oraya dogru sevincden bagira bagira kosmaya basladi. Hali gormeye degerdi, icerde bir cok insan kitaplarindan kafalarini kaldirip bizim ufakliga gulumseyen gozlerle baktilar. Kaldigimiz sure boyunca Karan'i kontrol etmek cok kolay olmadi, bir kitabi birakip digerini eline alirken bir baskasinda da gozu kalarak merakla inceledi buyuk kismini. Kutuphaneden 7 kitap ,bir cocuklar icin hazirlanmis muzik CD si ve onumuzdeki uc ayin kutuphane etkinlikleri kitapcigi ile ayrildik. Bundan sonra her sali ve persembe sabah saat 10.30 da 18 aya kadar cocuklar icin hazirlanmis okuma, sarki ve dans saatlerine katilacagiz. Bu kutuphanenin cok guzel bir etkinligi, okuduklari hikayenin kahramanlarinin kiligina girmis gonullu ana okulu ogretmenleri cocuklara kitap okuyup , sarkilar ogretiyorlar. Daha once baktigim cocuklardan birini goturmustum bu saatlerden birine oldukca keyifli idi, eminim miniginde ilgisini cekecektir. Bakalim yarin gorecegiz. bundan sonraki ilk yazinda oradaki resimlerini ve izlenimlerimizi yazarim.

Minik bu gunlerde cok hareketlendi, gunun en az 2 saatini aktif sekilde oyun oynayarak geciriyor, onu her gun evimize cok yakin bir park olan Kanapaha Park'a goturuyorum. Orayi cok seviyor hem oynayabilecegi iki ayri park da gonlunce eyleniyor, hem de oraya bizim gibi surekli gelen ailerin cocuklari ile ilerlettigi arkadasliklari pekistiriyor. Karan'i baska bebeklerle gormek cok keyifli, onlarla oradan oraya cer-cop tasiyor, kaydirakdan kayiyor, yerden taslar topluyor ya da iclerinden her hangi birine ait olan topu oradan oraya teperek kosturuyorlar. Zaman zaman mizmizliklarda olmuyor degil, hele ikiden fazla cocuk bir araya geldiyse ve iclerinden birine ait olan her hangi bir oyuncagi paylasmak soz konusu ise , o zaman oyuncak sahibinin anlik kaprisleri ve paylasmayi istememesinden dogan mizikciliklari oluyor tabi :) o zaman anne ya da babalar devreye girip minikleri ikna etmemiz gerekiyor ama genellikle tatli sonuclaniyor.




Gecen yazida Karan'in artk bir cok kelime soylemeye basladigini yazmistim, o zamandan bu zamana kelimelere bir cok yenisi eklendi, hepsini tek tek yazamayacagim kadar cok kelime soyluyor ama en komigi pandaya "manda" demesi bizce, her seferinde oglum manda baska bir hayvan dememize ragmen inatla panda resmi gosterip manda diyor. Birde bize espiri bile yapmaya basladi , uzun zamandir minikle calisiyorduk , hani ben gozun nerede oglum deyince gozunu, burnun nerede deyince burnunu gorteriyordu, simdi bir suredir hepsini tek tek gosteriyor ama kulagina sira gelince ilk sordugumuzda poposunu gosteriyor bizden istedigi gulme tepkisini alinca kulaklarini gosteriyor. Hali cok tatli ama ,hem poposunu gosteriyor hem de hinzir bir gulumseme beliyor yuzunde :)


Hersey cok keyifli gidiyor Karan'la birlikde, son bir kac aydir azi dislerinin gelisinden kaynakli oldugunu dusundugumuz uykusuz gecelirinde cozumunu sonunda bulduk. Daha dogrusu teshisimizin yalnis oldugunu anlayip uykusuzluguna cozum getirdik. Internet sitelerinden birinde, iki yasin altindaki cocuklarda uyku duzensizliklerinin ustesinden gelme teknikleri ile ilgili hazirlanmis bir kitabin ismini bulmustum.O kitaba gore ,gece boyunca iki uc kere uyanan ve Karan gibi tekrar uykuya donmekde zorluk ceken cocuklarin ,aslinda gunduz yaptiklari uykuda dahil olmak uzere yeterince uyuyamamalarindan kaynakli cok yorgunluk cektikleri ve bunun icin uyku saatlerinin aksam 7-7.30 'a cekilmesi gerektigi yaziyordu. Okur okumaz hemen o gun denedim ve hakikaten normalde aksam 9 da yatan cocuk 7.30 da hemen uyudu ve sabah 7'ye kadar hic uyanmadi, ertesi gunse herzamankinden daha keyifli ve yenilenmis kalkti. Bu sorunu cozdugumuzden beri minik gunduzleri de cok rahat uyur oldu ve eskisi gibi uyumadan once oyle cok eziyet etmiyor. Uyku vaktimizin geldigini soyleyince hemen babasina bye bye deyip merdivenlere yoneliyor, odasina girer girmezde banyoyu gosteriyor bana, hemen hizli ve ilik bir dusdan sonra kitaplarini tasimaya basliyor acele acele, en favorisi oldugu bir iki tanesini okudukdan ve sutunu ictikden sonra yatagina kendisi yatiyor ve adini Tarcin koydugumuz ( cevriye'yi emekli ettik ) buyuk kopegine sarilip uykuya geciyor.



Dedigim gibi Karan'la hayat cok keyifli, hergun hepimiz yeni seyler ogreniyoruz, biz ona daha iyi bakabilmek ve rehber olabilmek icin ,o da hayati daha iyi taniyabilmek icin herseyi deniyor. Hakikaten insan her yasta ogrenmeye devam ediyor.



En kisa zamanda fotograflarida eklemek uzere simdilik bu kadar...






28 Kasım 2007 Çarşamba

Tasinma

Yine arayi biraz actim sanirim, cadilar bayramindan bu tarafa iki satir yazamadim, ama bizim icin oldukca kosturma ile gecen bir bir ay oldu. Esimin mezuniyetinden sonra halen yasamakta oldugumuz ogrenci lojmanlarindan cikmak ve kampus disinda yasamak zorunda kaldik.Bu yeni gelisme bizim icin hem iyi hem de kotu oldu. Iyi tarafi daha buyuk ve guzel bir ev bulmamiz, kotu tarafida lojmanlardaki guzel cocuk parklarindan ayrilmak oldu.
Gurbette tasinmak zormus, normalde bir kac gun icerisinde yapabilecegin isler burada bir basimiza iken zor oldu. Esas zorluk hem minik ile ilgilenip,hem kutu hazirlamak ya da , tasindikdan sonra da hem minik ile oynayip,hem de kutulari acip esyalari yerlestirmekti. Allahdan burada sevdigimiz bir kac arkadasimiz zaman zaman imdadimiza yetisti Karan'i alip onunla biraz vakit gecirdiler de biz de isleri biraz hizlandirdik. Ama herseye ragmen yine de bir keyfi vardi yeni bir mekana yerlesmenin. Butun esyalar elden gecti, atilacaklar atildi, paketlenip kaldirilacaklar kaldirildi. Iki gun oncede internet ve telefonumuzda baglandi ve hayata kaldigimiz yerden devam ediyoruz.
Karancik yeni evimizde cok mutlu cunku ona yeni oyunlar cikti burada, mesela evimiz iki katli oldugundan en gozde oyunu bir asagi bir yukari merdivenleri sayarak inip cikmak. Onun icin tehlikeli olabilecegini dusundugumuzden merdivenlerin iki basina cocuk kapilari aldik, oyundan cani sikildigi zaman kapinin basina gidip ya babasini ya da beni yakalayip kapiyi acmamiz icin bize yalvariyor, sonrada elimizden tutup yukariya cikmaya basliyor ama eger o cikarken sen basamaklari saymiyorsan durup hemen yuzune bakiyor ve hani rakamlar der gibi bir ifade ile bize hatirlatiyor.
Bunun disinda son yazdigimdan bu yana minikde cok buyuk gelismeler var, mesela artik bir cok kelime soyleyebiliyor. Henuz cumle kuramiyor ama kelime kelime derdini cok iyi anlatiyor. Encok soyledigi sey "elma" cunku elmayi cok seviyor. Ne zaman mutfaga girsem elma,elma diye pacamdan ayrilmiyor. Bunun disinda soyledikleri muz icin "mu" , su , kitap icin "ap", aydede, anne, arzu, baba,araba icin "ababa",ayakkabi icin "abuka",gemi icin "mini". Bunlarin disinda da surekli soylemedigi ama eger ben Karancim sunu soylermisin dedigimde papagan gibi taklit ettigi bir cok kelime var. Anlamini anlamasada bizi taklit ediyor ve biz aferim Karan'a degince de kendini alkisliyor.
Bunlar keyif aldigimiz gelismeler bir de zorlandigimiz gelismeler :) minigimizin zor ikisi (terrible two) basladi. Birsey anlatmak isteyipde beceremeyince ya da yapmak istedigi seyi yapamayinca cok ama cok sinirleniyor, bagirmaya bize vurmaya, ya da elinde her ne varsa yere atmaya basliyor. Hele bir de bir surat ifadesi var ki anlatilmaz, eger yakalayabilirsem videoya alip koyacagim buraya. Aslinda oyle oldugunda hali cok komik oluyor, babasi da ben de gulmemek icin kendimizi zor tutuyoruz tepkilerine ama tabi gulmenin cok yalnis oldugunu bildigimizden minik yattikdan sonra birbirimize anlatip eyleniyoruz.
Yeni evde evin en buyuk odasi minigin, oyuncaklarini istedigi gibi yayip oynayabildigi icin cok mutlu, ayrica artik biraz daha buyudugunu dusundugumuzden onu bebek besiginde normal yataga terfi ettirdik, bu yeni gelisme cok hosuna gitti, istedigi zaman yatagina cikip inmek sanirim kendine olan guvenini arttirdi. Artik sabahlari aglayarak uyanmiyor, ya da ogle uykularindan kalktiginda bagirip beni cagirdikdan sonra yatagindan inip oyuncaklari ile oynamaya basliyor.
Ev ile birlikde gelen yeni oyunlarindan biriside kuvet keyfi. Her aksam Karan'i yikamak gobegi dustugunden beri yatak oncesi rutinlerimizden birisiydi. Bu evimizde Karan'in odasinda kendi banyosu oldugu icin banyo oyuncaklarinin tamamini kuvetine koyabiliyoruz, her aksam yikanmak icin banyoya girdigimizde hemen kuvetin kapatma deligini gosterip kapatmak istedigini anlatiyor ve suyu actirip kuvetin icerisinde pur keyif oynuyor. Tabi oyununu bitirip banyodan cikartmasi cok zor oluyor minigi ama uyku oncesi yorulmasina cok yardim ediyor.
Tasinali fazla olmamasina ragmen Karan kendine yeni rutinler bulmakda cok gecikmedi, yeni kesiflerini bizde merakla bekliyoruz minigin, hergun yatagindan yeni birsey ile cikiyor sanki.

Hayat guzel, hele minigimizle cok daha guzel, hergun digerinden daha keyifli sanki. Sabahlara onun gulen yuzu ile baslamak benim de babasininda gununu guzellestiriyor, hayatimizi tamamliyor.

3 Kasım 2007 Cumartesi

Kostum partisi.

Minik, gectigimiz pazar gunu ilk resmi partisine davet edildi. Hemen bitisigimizde oturan Venezuelali sirin bir aile var, onlarin en buyuk kizinin olan Jisel gectigimiz pazar gunu 16. yas gunu kutladi, tarih ayni zamanda cadilar bayrami ile de cakistiginda hem kostum partisi ,hem de dogum gunu partisi karisimi ilginc bir parti oldu.

Bir hafta kadar oncesinde Jisel ve kiz kardesi Denis ile her karsilasmamizda Karan'in da kostum giymesi konusunda cok israr ettiler. Sonunda bende dayanamadim ve minige cok sirin bir tavuk kiyafeti aldim. Eve gelip ilk giydirdigimde Karan'da cok sevdi. Aynanin basindan ayrilmadi, kendisine bakip bakip ciglik atip guldu. Parti gunu kiyafetini giydirir giydirmez benim hazirlanmami sabirsizlikla bekledi ve hemen kendini kapinin onune atti, Parti hemen kapimizin onundeki cardagin etrafinda oldu, cardagi cadilar bayramina uygun olarak dekore eden komsularimiz cok da zengin bir acik bufe hazirlamislardi, hatta yapilan barbekude tavuk etlerinin bittigini ve acil olarak yeni ve taze tavuga ihtiyaclari oldugu soyleyip Karan'a cok takildilar. Parti boyunca Karan'in keyfine diyecek yoktu Jisel'in sinif arkadasi olan sirin kostumlu bir cok guzel kiz ile oynadi durdu. Hatta cogu zaman beni aramadi bile, muzik esliginde cimlerde




zipladi, hatta yorulunca yuvarlandi durdu. Karan icin keyifli gunlerden biri idi. Bizim fotograf makinemizin pili bittigi icin disarida fotograf cekemedik ama komsularimiz epeyce cektiler, kisa sure icerisinde onlardan alacagim fotograflarida siteye koyacagim...



Son gunlerin en hareketli aktivitesi bu parti oldu. Bunun disinda Karan'la olan hareketli ve hicbir zaman rutun olmayan hayatimiz tum hizi ile devam ediyor.

Minigin ay ve ay tamamlanmaya devam eden disleri icin bakim calismalarimizda hizlandi :) Karan'in en sevdigi yatak vakti aktivitelerinden birisi de dis fircalamak, her aksam banyodan sonra oglumun inci gibi olan 5 disini fircaliyoruz, ilk disi ciktigi gunden beri fircaliyoruz ama son bir aydir filan yaptigimizin farkinda olarak yapiyoruz bu isi. Artik banyodan cikarken hemen lavabonun uzerindeki camli dolaba bakip dislerini fircalarmis gibi elini agzina sokup kafasini sallamaya basliyor, yani biliyorki vakti geldi :) Kucuk bebekler icin normal fircadan farkli, benim isaret parmagima gecirip daha kolay kullana bilecegin silikondan bir fircamiz var. Biraz parmak kuklasina benzetiyorum ben onu.Fircayi elime alir almaz minik hemen pozisyon aliyor ve agzini aciyor. Ve tabi hersey de oldu gibi fircalama suresinin ne zaman bittigine de yine o karar veriyor. Cani sikinca agzini kapatip "tamam artik" anlamina gelen sesler cikartiyor ve gunluk fircalama seansimiz da boylece sona eriyor.


Ne kadar hizli buyudugune inanmak zor, artik istedigini yiyiyor, istedi zaman disariya cikip dolasiyor, istedigi oyuncakla oynuyor, istedi zaman uyuyor ve uyaniyor. Kucuk olmasina ragmen her konuda bir begenisi ve tercihi var. Biz ona artik kucuk adam diyoruz. Sanirim yavas yavas bebeklikden cikip cocuk kivamina gelmeye basladi minik :) Keske biraz daha yavas buyuse, tum vakitimizi aliyor ama ne ben, ne de babasi bundan hic sikayetci degiliz. Hatta ona yeterince vakit ayirabildigimiz icin kendimizi cok sansli sayiyoruz ...







18 Ekim 2007 Perşembe

Yenilikler...

En son yazdigimdan bu yana epey zaman gecti, ama sanirim minik buyudukce benim bos zamanlarim azaliyor , ya da o kadar yorgun oluyorum ki bos zamanlarimi ayaklarimi uzatip biraz miskinlik yaparak geciriyorum :)

Minik tam hizla buyumeye devam ediyor, gelismeler inanilmaz, neredeyse her gun yeni birsey ekliyor kendine, ya yeni bir ses, ya yeni bir mimik, ya da yeni bir hareket. Izlemek cok keyifli, onu gozlemlerken icime tarif edilmez bir mutluk ve gurur doluyor ki anlatilmaz. Daha once bir yazida isaret dili uzerine calistigimizi yazmistim, Karan artik neredeyse uzerinde calistigimiz tum isaretleri anliyor ve bir cogunuda kullanmaya

basladi. Mesela tabaginda yemek bitti ve hala doymadiysa daha cok istedigini anlatan hareket ( sagdaki fotograf ) ;
Ayrica yemegi bittiginde ya da lazimliginda isi bittiginde artik kalkmak istedigini onun icinde onu temizlememi istedigini anlatmaya calistigi hareket (asagidaki fotograf) ;

Bunlar encok kullandigi isaretler, bunun disinda fotograflayamadigim isaretleri , top, araba, kitap, yok ki, nerede, balik, uyku vakti gelince yataga gitmek istedigini anlatan isaret, bitti... Bunlar aklima gelenler. Sanirim litraturde olmayan ama minigin gelistirdigi ve hatta benim bile henuz anlamini cozemedigim bir kac tane daha isaret bile soz konusu.


Bunun disinda bir de oyunlarimiz var, benim en cok sevdigim minige "nerdeymis Karan " dedigin zaman normalde yuzunu, gozlerini kapatmasi


beklenirken bizimki kulaklarini kapatmasi.


Biz esimle etrafi goremedigi zaman birseyler kacirdigini dusundugu icin bunu gelistirdigini saniyoruz. Iste burdaymis oglum deyince de kahkalarla aciyor ellerini ve cok mutlu oluyor. Tabi bu oyunu bazen yemek yerken ve elleri bileklerine kadar yemek bulasigi icindeyken yapiyor ki o zaman tadina doyum olmuyor :)

Bir de minigin bisiklet gunleri basladi, Gainesville'de sicaklar yerini ilik bahar havasina biraktigindan beri esimin ve Karan'in en gozde aktivitesi bisiklet. Minige bir kask ve babasinin bisikletine binebilmesi icin bir koltuk aldik, simdi her aksam ustu, babasi isten gelince kapiya dikiliyor , neymis efendim bisikletle gezecekmis, elini havaya kaldirip hareket ettigini ifade etmek isteyerek kaydiriyor elini havada ve ayni zamanda da agziyla "Wuuu" diye bir ses cikartarak anlatiyor bize meramini, mesala bu da minigin isaret dili uydurmalarindan biri:)


Babasi bisikleti hazirlarken zor bekliyor asagida, bir eli bisikletin tekerinde sanki bagi kopartmak istemiyormus gibi, sanki bak ben simdi buna binip gidecegim demek ister gibi ama aglayip mizmizlik yapmadan bekliyor babasinin yaninda sabirla. .
Sonra babasi yerine oturtunca da keyfine diyecek yok, giderken gulucukler, cigliklar atiyormus babasinin soyledigine gore, cok ama cok keyif aliyor bu yeni aktiviteden...
Simdi aksam ustlerini iple ceker oldu Karan, hatta gun icerisinde alis-veris icin disariya ciktigimizda bile hemen bisikletlerinizin durdugu yeri gosterip hemen "Wuuu" yapiyor. Ben de tamam kuzucum aksam baban gelsin gezeceksiniz giyorum o da kabul ettigini anlatir gibi baba diyor ve konuyu kapatiyor.
Karan'la vakit gecirmek her gecen gun daha keyifli olmaya basladi, her gecen gun yeni birseyler ogrendigini izlemek cok keyifli, uyudugunu izlemek, mutlulugunu paylasmak anlatilmaz...

15 Eylül 2007 Cumartesi

iyi ki dogdun....

Karan'imiz 1 yasini doldurdu. Zamanin ne kadar cabuk gectigine hala inanamiyorum. Hamileligim daha dun gibiyken minik gectigimiz hafta sonu bir yasini doldurdu.


Ilk dogum gunu biraz ozel olsun istedik, onun icin kucuk bir parti verdik minik icin, yasadigimiz ogrenci lojmaninin ortak kullanim icin hazirladigi kucuk salonunu rezerve ettirdik buyuk gun icin, bir iki gun oncesinden basladim hazirliklara, yiyip icmek icin salatalar ve yemekler hazirladim, biri minigin minciklamasi icin ozel olarak hazirladigim, digeri de misafirlerimize ikram etmek uzere siparis verdigimiz iki tane pastamiz vardi. Parti sirasinda da babamiz bize kofte ve sosis pisirdi. Sag olsun buradaki arkadaslarimiz bizi yalniz birakmadilar, asagi yukari 20-25 arasi misafirimiz vardi. Minik ozel birseyler oldugunun oyle farkindaydi ki uzerinde yogunlasan ilginin doyasiya tadini cikartti. Davetli arkadaslarin Karan'la yasit olan bebekleri anne babalarinin yanlarindan ayrilmazken minik, sanki ev sahibi oldugunun farkindaymis gibi tek tek yanlarina gidip hepsiyle ayri ayri oynamaya calisti.

Sira mum uflemeye geldiginde minik pur dikkat neler olup bittigini inceliyordu. Mumunu ufleyip de onunda onunde istedigi gibi oynayabilmesi icin bir pasta koydugumuzda sevincden cildirdi. Asagi yukari 40 dakika zevkle pastasini minciklayip yemeye calisti, doydukdan sonrada kalanini bacaklarina, kollarina ve saclarina surmeye basladi.

Hali gorulmeye degerdi. Aksam oyle

yorulmustu ki uyku saatini beklemeden uyuklamaya baslamisti , hatta kendisine gelen hediye oyuncaklarina bile gereken ilgiyi gosteremeden normal saatinden yarim saat once



uykuya daldi.
Cocugum olmadan once bir iki yasinda bebekler icin yapilan dogum gunu partilerini anlayamazdim, cunku onlarin henuz hicbirseyin farkinda olmadiklarini dusundugumden onun icinde aslinda yapilan partinin cocukdan cok buyukler icin oldugun kanisindaydim. Ama bir cok konuda degisen fikirlerim gibi bu konuda da fikrim degisti.





Oncelikle bebegin birseyin farkinda olmadigini dusunmek yanlis, minik olagan disi bir gun oldugunun cok cok farkindaydi. Ikinci olarakda parti buyukler icin bile olsa,minik bebeginin buyuyor oldugunu sevdiklerinle paylasmak ve bunu gururla kutlamak kadar dogal baska birsey olamazmis.



Hepimiz cok eylendik, ne denir, darisi nice saglikli yaslara....

12 Eylül 2007 Çarşamba

Ilk adimlar 2...

Minik 23 Agustos 2007 tarihi itibari ile yurumeye basladi. Sabah babamizi okula gecirmek icin kapimizin onundeydik , ben minigin kollarinin altindan tutup yurume pozisyonuna getirdim, bir suredir ayakda tek basina durabildigi icin dengesini sagladikdan sonra biraktim, babasi hic de gelecegini dusunmeden "Hadi gel Karan " dedi ve Karan 'da bizim saskin bakislarimiz arasinda babasina dogru 3 adim atti. O an sadece esimle birbirimize baktigimizi ve ikimizinde sarilmak

uzere minige dogru atildigimizi hatirliyorum. Minik kuzumuz artik kanat cirpmayi ogrendi, yakinda palazlanip bizi pesinde kosturmaya baslayacagina hic suphem yok.
Simdilik bizim yuregimizi agzimiza getirircesine koselere dogru yaptigi pikelerle ve yuruyup yuruyup poposunun uzerine kendisini atmalariyla konuya isindigini dusunuyoruz. Gectigimiz hafta sonu esimle ev onarimi uzerine malzemeler satan bir markete gidip evdeki sivri koseleri minikge guvenli hale getirebilmek icin bir kac birsey aldik. Bakalim ise yarayip yaramadigini yakinda gorecegiz.
Cok ilgincdir ki Karan'in cani hic oyle tatli degil, yani biraz kahraman benim oglum. Eger her hangi birseye agladigini duyarsaniz gercekden cani yanmis demektir, onun disindaki kucuk carpma, vurma siyrik gibi lafi olmayan seylere hic pabuc birakmaz.Yurumeye basladigi gunden beri biri yanaginda, birisi de alninda iki tane morluk gorduk ama ne zaman ya da nasil oldugu konusunda hic bir fikrimiz yok, cunku neredeyse hic aglamadi minik. Umarim bu dengesini tam olarak saglayamadigi alisma donemini kazasiz belasiz atlatiriz.
Ne diyeyim kuzumun yurudugunu gormek cok ama cok keyifli, hele hele onun yurudugune sevinmesini izlemek gibisi yok....