15 Eylül 2008 Pazartesi

2.Yas

Nasil gecti hic anlamadik, sanki dundu dogdugun ama bugun ikinci yasini kutladik. Dogumundan bu tarafa hayatimizda o kadar cok sey degistirdin ki anlatilmaz. En basta hayata bakisimiz farklilasti seninle, seninle tamamlandik biz...


15 Eylul 2006 'da bir mucizeye sahit olduk ve o gunden beride tum cabamiz, tum umudumuz bu kucuk mucizeyi saglikla buyutup hayata katmak.








Sana deneyerek ogretiyoruz, aslinda seninle biz de yeniden ogreniyoruz , bazi seyleri tekrar tartip aslinda dogru olanin ne oldugunu bulmaya calisyoruz, sen en iyisini ogren diye.





Hayata dair herseyi ogretmeye calisiyoruz, calisacagiz...



Koklamayi ogrettik sana, dokunmayi, dogayi, yasadigin dunyayi tani, tanimla diye, muzigi ve renkleri, ogrettik kendini bunlarla da ifade edebil diye, kitaplarla tanistirdik seni hayata baska baska pencerelerden de bakabil diye. Hergun yeni birseyle cikmaya calistik karsina, hala da calisiyoruz. Dedim ya tum umudumuz senin hayata katilman ve mutlu olman.



Senin icin tanridan tum iyilikleri diliyoruz her zaman, herseyin en iyisini en guzelini diliyoruz. Keske her zaman yaninda olup tipki yeni yurumeyi ogrendigin zamanlardaki gibi her dustugunde seni yakalaya bilsek, ama elimizden gelen sadece sana dustugunde nasil ayaga kalkabilecegine dair ip uclarini vermek. Insan bazi yollari kendisi buluyor hayatta elimizden gelen sadece yol gostermek ve biz de en dogrusunu yapmaya calisiyoruz.





Yolun hep acik olsun minigim, hep iyi insanlarla karsilas hayatin boyunca, onune cikan her zorluk sana yeni bir sey katsin ve onlarla buyu. Seni ne kadar cok sevdigimizi hic unutma, yasanasi nice yillar ... Saglikla, mutlulukla ve sansla.



12 Eylül 2008 Cuma

Donus...

Uzun bir ara bu sefer, epeydir yazamiyorum ama iyi bir sebebim var. Memlekete gittik tatilde :) Temmuz basindan beri Turkiyedeydik, Agustos sonunda dondugumuzden beri de tekrar duzen oturtmaya calistik Minikle. Malum saat ve ilgi farkindan kaynakli bir takim zorluklar yasadik ama, son bir haftadir hersey normale dondu. Sabah saat dortde kalkip hadi parka diye tutturmalarimiz, gun icinde buldugumuz her yumusak yere bas koymalarimiz,hircinliklarimiz sonunda yerini sakin, daha iyi uyuyan, haraketli ve merakli tam bir iki yas cocuguna birakti :)

Biraz Turkiye tatilinden soz edelim :)Tabi ki cok cok guzel bir tatil oldu hepimiz icin, ozellikle de Karan cildirdi, tum ilgi ondaydi, herkes minikle cok ilgilendiginden ve Karan'da ilgiyi seven bir cocuk oldugundan ne kadar mutlu oldugunu soylememe gerek yok her halde. Sanirim gerisini yazarak degilde resimlerle anlatmak cok daha dogru olacak...





Ankara'da gecirdigimiz gunlerde eski gunleri yad edip ODTU'ye goturduk minigi, babasi ile amcasinin okulunu gordu Karan.














Eskisehir oldugumuz zamanlardan bir kisminida annemle babamin emeklilikden sonra yasamak icin sectigi Mayislar Koyunde gecirdik. Karan annesi ve buyukbabasinin bahcesini gordu.











annesi ile bahce suladi,
















hep birlikde cicek topladilar,











hatta bazen suyu fazla kacirdi :))










Deniz teyzesiyle son Paris modasini Mayislar Koyune tasidilar :)

















Dedesiyle balon oynadi,



















Dedim ya bir dedigi iki edilmedi, Buyukbabasindan da istedi balonlari :)
















Parklara gitti.



















Babanesi ile balik kraken yedi :)












Buldugumuz bir kac gunluk arada da Adrasan'da hizli ama cok guzel bir tatil cikarttik.











Burada da minik cok guzel vakit gecirdi, amcasi ile Sucan'in bizi goturdukleri bu balik mekaninda taze alabalik yiyip, altimizdan gecen ordekleri beslerken Karan'in nasil mutlu oldugunu anlatmama gerek yok her halde :)


















Hatta tatilde Turk usulu cozumlerle acik havada deniz kiyisinda bile uyudu minik :)






Hizli tadi damagimizda kalan bir tatil oldu Turkiye gezisi. Sonunda evimize geldigimiz geceyarisi ( cunku saat sabahin 4'u idi ) Karan tum o yorgunluguna ragmen oyuncaklarini ve odasini gorunce tam anlami ile gozu dondu. Herseyi o kadar ozlemis ki o saatte oyuncaklarini ortaya dokup ciglik cigliga yarin saat kadar oynadi, onu ikna edip uyutmak oldukca zor oldu :)

Minik Turkiyede yaptigi herseyi cok net hatirliyor hala, hatta bugun oglen uykusundan kalktiginda hergun yaptigim gibi,kuzum ruyanda ne gordun diye sordum, o da yuzunde kocaman bir gulumseme ile annane, dede, buyukbaba ve babanne dedi. Biz hayret ettik babasi ile ama sanirim Karan ciddiydi ....

4 Haziran 2008 Çarşamba

Koklamayi ve kasiklamayi denedik

Evet minikle koklamayi ve kasiklamayi denedik. Karan'in koklama aliskanliginin henuz 11 ayliken basladigini saniyorum, cunku ilk olarak sundugum her hangi bir yiyecek oldugunda eger denemek istemezse " hadi bir kokla bakalim Karan, nasil kokuyormus deyip " Karan'i yiyecege isindirmaya calisiyordum. O da koklayip eger aldigi kokuyu begenirse deniyordu ama aldigi koku cok karisik olursa denemeyi reddediyordu, bu huyu hala biraz var. Hala onceden yedigi birseye benzetemedi bir yiyecegi denemeden once kokluyor. Bu hafta Montessori grubun aktivitesi "koku" olunca bende ilginc birseyler yapayim istedim ama yine dondum dolastim degisik baharat ve bitkilerde takildim. Karan henuz karsilastirma yapamayacak kadar kucukoldugundan sadece baharat ve bitkileri ona sunmak ve tatmasina izin vermekle yetindim, iki yasindan sonra aktiviteyi karsilastirma yapabilecegi gibi yeniden tekrarlamayi planliyorum.





Once kucuk tabaklara adacayi, feslegen, feslegen, biberiye, kekik, nane, tarcin ve ihlamur koydum, sonra hazirladigim matin uzerine bir tepsiyle getirip minige yapacagimiz seyi acikladim, Karan dikkatle dinledi beni, hatta ben anlattikca kafasiylada onayladi.























Tabaklari teker teker kendi basina koklamayi tercih etti minik,













Sonra hepsinin tadina bakti, kimisini hic sevdi, acele acele tukurdu...
















En cok tarcini sevdi, hem kokladi, hem yedi.





Bir sure sonra tum bahartlar ortadaydi, once yavas yavas hersinden birer parca tasidi ,sanirim karisimlarinin nasil bir sey olacagini merak etti, sonunda hepsini doktu yerlere :)








Neyse ki oglum ev islerinde cok becerikli de ortaligin temizlenmesinde bana cok yardimci oldu.








Minik cok keyif aldi koklama isinden, biraz bir kac aktiviteyi biribirine karistirmis da olsak bence oldukca basariliydik:)



Bunun disinda gectigimiz gunlerde Karan'la birlikde bir kaptan diger bir kaba kasikla bakliyat aktarmayi denedik. Amacim kasik kullanirken ki kordinasyonu ve el hareketlerine sahip olabilme yetenegini gelistirmeye yardimci olmakti. Bunun disinda " bu bos ", "bu dolu" diyerek bazi kavramlarida sezdirmeye calistim minige.
















Baslangicta hesey iyi gibiyordu, once anlattim Karan'a ; Kasik nasil tutuluyor, nasil dolduruyor, nasil tasiniyor ve icerisindekiler bos olan kaba nasil dokuluyor diye.














Bir sure sonra minik kasikdan sikildi ve ise elleriyle devap atmeye karar verdi.













Daha sonra ellerde yavas geldi, direk kaplari birbirine dokmeyi denedi.
















Basta disariya dusen bir iki fasulye tanesini dikkatle alip kaba geri koyuyordu ama....


















Sonra dagatmanin cok daha keyifli oldugunu kesfetti :)









Minik kaplarla oynamaya bayildi, simdilerde gun asiri yapiyoruz ayni seyi, en son dun tekrarladigimizda daha sabirli davrandi, asagi yukari kabin yarisini diger kaba aktardikdan sonra eller devreye girdi, sonunda fasulyelerin tamami yine yerdeydi ama bence ilerleme kaydetmistik :)

Iste son zamanlarda gunlerimiz boyle geciyor, her gun yeni birseyler denetmeye calisiyorum minige, bir kac gun once kucuk hayvan figurleri aldik, onlarla neler yaptigimizida bir iki gun icerisinde ekliyecegim bloga ....

29 Mayıs 2008 Perşembe

Minik ve topu

Son gunlerin en degisik haberi yeni katildigim Montessori grubu, grupda bebekleri icin en iyiyi bulmaya calisan bir cok ilgili anne var , surekli bir fikir alis-verisi soz konusu. Kisaca bahsetmek gerekirse Mary Montessori 1870' de Italya'da dogmus ozellikle 0-6 yas grubundaki cocuklarin egitimi konusunda bu gune kadar gelmis calismalari olan tarihdeki basarili bayanlardan birisi. Montessori'nin temel inanci her cocugu bir birey gibi gorup cevresindeki dunyayi deneyimleyerek ogrenmesi icin gerekli zemini hazirlamak. Grupta paylasilan bir cok fikrin yani sira, iki haftada bir belirlenen bir baslik konusunda herkes cocugu ile bir aktivite yapiyor ve bunu site de digerleri ile paylasiyor, boylelikle herkesin digerinin yaptigi aktiviteyi deneye bilme sansi oluyor.
Ben de uye olur olmaz bir ucundan ise baslamaya karar verdim ve Karan ile birlikde spor aktivitesine soyunduk.



Ilk is olarak zaten bir kac gun once almis oldugumuz portatif basket potasini, evin en makul yeri olan balkon kapimiza kucuk vakumlar yardimiyla yerlestirdik. Ben bu isle ugrasirken Karan elinde topu sabirsizlikla bekliyordu, hatta topunu henuz yerlestirmemis oldugum potanin altindan uzerine dogru mu, yoksa ustunden altina dogrumu gecirmesi gerektigine anlamaya calisiyordu.



Sonra monte islemi bitipte is oynamaya gelince minik biraz temkinli davrandi, sanirim biraz once oynadigi fileyi yatay olarak asacagimi hic beklemiyordu.



Once parmagi agzinda uyusuk uyusuk


" Fazla da ilgilenmiyorum ama, denemekden birsey cikmaz. " der gibi dolasti etrafda ,bir iki basket denemesi oldu, yavas yavas isindi sanirim.




Bakti topla yaptigi is cok keyifli o da tadini cikartti. Topla oynamasi bittiginde oyle terlemisti ki anlatamam :)
Ilk aktivitemiz cok cok keyifli gecti, bir sonrakini minigimle dort gozle bekliyor olacagiz...

14 Mayıs 2008 Çarşamba

Cilekler ve ilk arkadasim

Karan'in dogumundan cok onceleri buralarda bir vesile ile buldugum bir cilek tarlasi vardi, mevsimi gelince arkadaslari da alir giderdik taze cilek toplamaya ve dalinda yemenin keyfini cikartmaya. Bu sene cileklere oglumla gittik, minikle yasadigimiz en guzel gunlerden birisiydi. Ikimizde inanilmaz eglendik.











Gainesville'in 7 mil disinda gercekten cok buyuk bir tarla bu gittigimiz yer, orada bahce sahiplerinin kendilerinin topladigi kasalarda cilekler de var alicisini bekleyen ama eger istersen kovani kapip kendinde toplaya biliyorsun cileklerini, biz de aynen oyle yaptik.






Karan goz alabildine cilekleri gorunce ciglik cigliga daldi bahceye, sonra bir bana bakti bir de cileklere ve hemen basladi toplamaya, kovasinda dort bes tane birikir birikmez oldugu yere cokup yiye yiye siranin sonuna kadar geldik, isimiz bitip de bahceden cikarken Karan'in yuzu cilek artiklari icerisindeydi :)


















topladigimiz cileklerinin parasini odemek uzere tezgaha giderken buyuk bir gururla tasiyordu oglum elindeki sepeti, yuzunde bakin ben ne topladim gibi bir ifade ile...







Universite icerisinde yasadigimiz lojmanlardan bir sure once tasindigimizdan burada bahsetmistim, simdi yasadigimiz site oraya fazla uzak degil ve burada cocuk oyun alani olmadigindan, her disariya ciktigimizda Minikle birlikte ya eski oturdugumuz siteye gidiyoruz, ya da yakindaki halka acik parklara.




Karan uykudan uyanip da hadi bakalim yemegimizi yiyelim sonra parka gidecegiz deyince agzindan cikan ilk kelime kesinlikle"Sila" oluyor. Sila oglumun ilk arkadasi eski evimizdeki komsu kizimiz:)) Annesi ile cok iyi arkadas oldugumuzdan onlarda birlikte buyuduler, tasinmadan once gun gecmezdi ki Sila ile Karan bir birini gormesin, ama o zamanlar ikisi de kucuk olduklarindan cok anlamiyorlardi simdileri birlikde oynamayi kesfettikleri icin ozellikle bizim minik cok heycanlaniyor Sila deyince. Sila Karandan 6 ay daha buyuk oldugu icin o daha agir basli tabi ,ama bizim ki cok komik, Sila diye yerlere yatiyor, hatta babasini okula birakmak icin kampusun icerisine girer girmez bagirmaya basliyor Sila, Sila diye. Bazen oyuncaklar icin anlasmazliklar cikmiyor degil ama bir sekil hallediyorlar aralarinda...



Karan'in yon duygusu kesinlikle bana benzememis, daha parmak kadar ama yolun hangi yonunden gidiyor olursak olalim onun sevdigi mekanlarin yanindan gecerken eger iceriye girmediysek kiyametler kopuyor. Tipki babasini birakma icin okula giderken Sila'larin evinin onunde agladigi gibi birde supermarketimiz var, aksamlari babamizi aldikdan sonra evde eksigimiz varsa donus yolunda ugradigimiz. Minik orayi cok seviyor cunku cocuklu insanlar alis-veris yaparken kullansinlar diye konulmus onunde oyuncak araba olan alis veris arabalari var. Bunlardan genellikle her markette oluyor ama belirli sayida oluyorlar, eger biz markete geldigimizde araba bossa ne ala, ama bir de hepsi kullanilir durumdaysa o zaman babasi bir tarafdan,ben bir tarafdan,aramaya basliyoruz nerede olabilirler diye, durum bizde strese yol acmaya basladi diye bilirim, markete giderken insallah arabalar musaittir diye dua ediyoruz ::))
Aslinda Karan'in mekanlari anlatmakla bitmez, evin onundeki Havuzun kapisi, sehrin buyuk alis-veris merkezi, bu alis-veris merkezinin icindeki para atilinca hareket eden oyuncaklarin bulundugu bolge, yine oradaki yiyecek dukkanlarinin oldugu koridor, babasinin bolumunun arkasindaki bahce... saymakla bitmez dedim ya. Artik araba ile bir yerden bir yere giderken Karan'in ani aglamalarina cok alistik. Gittigi yerleri asla unutmuyor ve tekrar gordugunde gidelim diye basliyor aglamaya ...

8 Nisan 2008 Salı

Bitmeyen yenilikler...

Basligi bitmeyen yenilikler diye sectim, cunku gercekden, Karan'in buyume sureci icinde her gecen gun yeni bir sey oluyor. Yine son yazidan bu tarafa arayi biraz actigim icin nereden baslayacagimi kestiremiyorum. Minik o kadar cok sey eklediki kendine, gercekden secip yazmasi zor. En iyisi anlatabildigim kadarini anlatmak....




Minigin son zamanlarda bizi en cok gulduren seyi sorunlara, ya da engellere kendince buldugu cozumler. Eger yetismek istedigi bir yer varsa , her oda icin ozenle secilip yerlestirilmis

basamaklarini minicik elleriyle zar zor tasiyip uzerine cikiyor ve BINGO!! Eger Minik ortalarda degilse ve sesi cikmiyorsa kesin evin yeni bir kosesini kesfetmis anlamina geliyor artik. Hatta bazen ciktigi seyin boyu istedigi noktaya yetismesine elvermezse eline uzun birseyler alarak ulasabildigi noktalari genisletiyor :)

Yeni seyler kesfediyor oldugunu gormek cok guzel de, bazen gozden kaciracagim ve kendine zarar verecek diye odum kopuyor. Gerci evi iyice minik icin guvenli hale getirdik ama Karan bu, bizim dikkatimizden kacan hicbir sey onun dikkatinden kacmiyor :)







Yine Karan vasitasi ile ogrendigimiz bir sey olan buyume ataklari var, bebekler ilk dogdugu yil daha sik olmak uzere, gelisimlerini tamamlayana kadar, giderek azalan araliklarla buyume ataklarina giriyorlarmis. Iste gectigimiz haftalardan birinde biz de bu buyume ataklarindan birini daha yasadik.


Karan onune koydugumuz herseyi silip supurdugu gibi devaminda bana ac gozlerle bakip, isaret diliyle daha istedigini soyluyordu. Cok ilgincdir ki bu bir kac gunluk dilim gecince hersey tekrar normale donuyor sanki o ac kurt tekrar bizim sevimli kuzucuk oluyor :)








Bunun disinda kutuphane etkinliklerimiz devam etmekde, en son etkinlikde Karan'in en sevdigi cizgi kahramanlardan biri olan "Merakli George " isminde cok merakli bir maynumu gormeye gittik . Ama bu gidisin ozellikle donus kismi cok kolay olmadi. Karan George'u gordukden sonra yanida gidip onunla oynamak icin aglamaya bir basladi, isimiz bitipde kutuphaneden ciktigizda hala "cu cu " giye agliyordu. Aslinda minigin butun istedigi maynunla oynamakti, ama henuz paylasmayi bilmeyen cok merakli bir cocuga kendisi gibi onlarca cocugunda George ile tanisip resim cektirmek icin bekledigini anlatmak hic de kolay olmadi :) yaklasik yarim saat Karan'in "cu cu " diye mizirdamalariyla gecen bir resim sirasi sonunda Minik cu cu'suna kavustu :)


Bir de yeni favorilerimiz var tabi, yemekler de ve oyuncaklarin da bazi gozdeleri olmasina alismistik da, simdi bir de giyeceklerinde de olmaya basladi. gectigimiz hafta minik kendi icin bir sapka ve bir de gozluk begendi, her ikisinide farkli gunlerde almis olmamiz ragmen renk uyumuna dikkatinizi cekerim :) Once sapkasini aldik, hatta aldigimiz magazada parasini odemek icin bile sapkayi elinden almakda zorluk cektim. Yaklasik iki gun sonra kadar da gozlugunu gorduk baska bir yerde yaklasik 7 degisik renk icinden bunu begendi minik. Simdilerde de en favori ikilisi bunlar,
hatta evde yemek yerken bile aklina geldiginde istiyor ve onlarla yemek yiyiyor.


Bizim cephede hayat tum hiziyla devam ediyor, hatta zaman zaman bizim minigin hizina yetismekde zorluk ceksekde,keyfimiz yerinde gunlerin tadini cikartiyoruz.


Sonraki yazilar icin bir daha bu kadar ara vermemeyi umarak, simdilik bizden bu kadar...

23 Şubat 2008 Cumartesi

park

Gun gecmiyor ki minik bizi sasirtip guldurmesin. Gelisim tum hiziyla devam ediyor, kelimelere hizla yenileri ekleniyor, sanirim her bir kac gunde bir yeni kelime ogreniyor Minik, aklima gelen yeni kelimeler manga ( mangal icin ), at dog ( hot dog isminde bir sarkisi olan cizgi film icin ), at , me ( kuzu icin ), meyme ( meyve icin ), sut, Elmo ( susam sokagi kahramani ) , cicek...aklima gelenler bunlar. Artik her hangi bir sikintisini ya da istegini anlatamamasi soz konusu degil, mutlaka bir yolunu bulup anlatiyor bize. hic birsey yapamazsa tutuyor elimizden goturuyor bizi konu her ne ile ilgiliyse oraya.

Son bir ay cok yorucu ve ayni zamanda bir o kadarda keyifli idi. O kadar haraketlendi ki ele avuca sigmaz oldu, bu isin zor tarafi, cunku aksam olupda Karan 7.30- 8.00 gibi yatinca bende de gart dusuyor. Yarim saat fazladan zor oturuyorum cunku onunla birlikde kalkip onun kadar kosturunca minik kadar enerjim olmadigindan aksam yorgun dusuyorum.Oglen uykusuna yattigi bir bucuk saat haric gunun tamamini sabah 7.30 dan aksam 7.30 'a kadar birlikde geciriyoruz minikle. Buna benim mutfaga girip yemek yaptigim zamanlar ya da yarim saatlik egzersiz saatleri dahil. Minigin son zamanlardaki en gozde oyunlarindan birisi ben yemek yaparken boyunun yetistigi ne kadar dolap varsa hepsini acip icindeki kap kacagi tek tek yerlere sacmak ve hatta bazilarini kendine basamak yaparak tezgahin uzerindeki meyvelere ulasmaya calismak :) Basta "hayir" diyerek onu engellemeye cok calistim ama yeni okudugum bir yaziya gore eger cocuk yaptigi isten cok zevk aliyorsa Hayir demenin cok da yapici olmadigi,ortami onun icin guvenli hale getirip istedigi gibi birakmanin onun gelisimi icin daha olumlu oldugu okuyunca ben aynen oyle yaptim, onun ulasabildigi tum dolaplari tek tek elden gecirip kirilacak, batacak ya da temizlik malzemesi gibi o na zarar verebilecek her seyi kaldirdim ve biraktim gonlunce oynasin diye :) Aslinda ben mutfakda iken benim yani da olmasi birazda isime geliyor cunku dedim ya minik cok hareketlendi, gozunden ayirdigim an bir muzukluk pesinde bulabiliyorum onu.


Son yazimdan bu yana kitaplara olan duskunlugu biraz daha arti, hatta artik kendi begenileri var, kutuphaneye gittigimizde kendi kitaplarini kendi seciyor, oturuyor kitaplarin basina begenmediklerini arkaya atip, bol resimli ve renkli olanlarini bana getiriyor. Yalniz parkda artik eskisi gibi sakin oynayamiyoruz, Minik gordugu her topun pesin dusup eger topu ele gecirirse arkasina bakmadan ortamdan uzaklasmaya calisarak hem beni zor dusumda birakiyor , hem de top sahibi minigi biraz uzuyor. Bu son gunlerde uzerinde calistigimiz konu , yani paylasmak. Okuduklarima gore paylasma duygusu 2 yasindan once ne yaparsak yapalim gelismezmis, Karan suan dunyayi sadece kendinden ibaret saniyormus, iki yasindan sonra eger ugrasirsak Minige paylasmayi ogretebilirmisiz. Yani bu demek ki onumuzdeki gunler top sahibi deger minikler icin biraz hayal kirikligi getirecek :))

Bunun disinda son bir ay uyku yonunden ya da yeni cikan dislerin verdigi rahatsizliklar yonunden cok rahat gecti. Minik gece boyunce uyumayi iyice ogrendi, tum gece deliksiz uyuyunca da sabah pur nese kalkip hepimiz gune pozitif basliyoruz. Dislerimiz hala cikmaya devam ediyor ama sanirim Karan artik onlara da alisti, cunku benim kahraman oglum hic sorun etmiyor dis acisini artik.

Buyudukce zorlasiyor ama bir o kadarda keyifli bir hal aliyor Karan'la yasam, artik Karan'la manav alis-verisine gidemez oldum mesela, cunku ben bir yandan birsey almaya calisirken benim meyve delisi oglum yakin tezgahlardaki elma, armut ya da allah ne verdiyse alip bir guzel yemege basliyor. Hali cok komik ama bir tarafdan alis-veris edip bir an once eve gidip gunun geri kalan rutinlerine kosturmaya calisirken cok zor oluyor. Konuya yeni cozumumuzde artik alis-verislere esimin uygun oldugu gunler birlikde gitmekle oldu, oyle olunca birimiz Karan'la ilgilenip digerimiz de alinacaklar listesini tamamlaya biliyor :)
Burada gunlerimiz boyle Karan'la dolu ve kosturmayla geciyor, zaman oyle cabuk geciyor ki Minikle haftalarin nasil degistigi bile anlamiyorum. Bazen cok uzuluyorum zamanin bunca hizli akip gitmesine,cunku Karan buyudukce daha bagimsizlasiyor, daha fazla isini bana ihtiyac duymadan yapiyor. Cogu zaman gurur duyuyorum bununla ama bazen bana olan yakinligi azaliyor diye uzuluyorum, yurumeyi ogrenmeden once nasil hep kucagimda yanagini ope koklaya tasadigimi dusunuyorum...

Hayat iste, biz de birilerinin canindan, yanagindan kopup gelmedik mi bu gunlere ...